Soğuk Savaş dönemi, dünya tarihine sadece nükleer tehditler ve ideolojik kutuplaşmalarla değil, aynı zamanda "vekalet savaşları" adı verilen kirli stratejilerin sönmeyen ateşi oldu. Bugün geriye dönüp baktığımızda, o dönemin aşırı sol, aşırı sağ veya irticai temelli terör örgütlerinin hiçbirinin tesadüfen ortaya çıkmadığını, aksine her birinin arkasında devasa bir devlet aklının ve lojistik desteğinin bulunduğunu net bir şekilde görebiliyoruz.
Terör, hiçbir zaman bir gecede ve kendiliğinden filizlenmez. Soğuk Savaş’ın mühendisleri, hedef seçtikleri ülkelerde önce terör için uygun bir sosyal, ekonomik ve siyasi zemin hazırladılar. Toplumsal fay hatları kaşındı, ekonomik eşitsizlikler körüklendi ve ideolojik uçurumlar derinleştirildi. Zemin hazırlandıktan sonra ise devreye, "dost ve müttefik" maskesi takmış dış güçlerin finanse ettiği, silahlandırdığı ve ideolojik olarak beslediği örgütler girdi.
Bu örgütlerin yürüttüğü faaliyetler sadece silahlı eylemlerle sınırlı kalmadı. Asıl büyük tahribat, hedef ülkenin ekonomisinde, kurucu değerlerinde ve en nihayetinde ulusal birliğinde gerçekleştirildi. Fabrikalar durdu, sokaklar güvensiz hale getirildi ve halkın devletine olan güveni sistematik bir şekilde sarsıldı. Bir yanda sözde özgürlük, diğer yanda sözde düzen vaat eden bu maşalar, aslında bağlı oldukları başkentlerin çıkarlarına hizmet ederken, kendi ülkelerinin geleceğini ateşe attılar.
Bu sürecin en çarpıcı ve belki de en trajik yanı, bu operasyonları yürüten devletlerin "müttefiklik" söylemlerinin arkasına saklanmasıydı. Kapalı kapılar ardında terör örgütlerine lojistik destek sağlanırken, kameralar karşısında el sıkışan, ekonomik iş birliği mesajları veren ve "demokrasi" vurgusu yapan bir diplomasi yürütüldü. Perde arkasında ipi tutan eller, hedef ülkenin kurucu kolonlarını birer birer yıkarken, perde önünde dostluk şarkıları söylenmeye devam etti.
Sonuç olarak Soğuk Savaş, terörün sadece bir güvenlik sorunu değil, devletler arası rekabette kullanılan bir "dış politika aracı" olduğunu kanıtladı. Bugünün dünyasını anlamak için, geçmişin bu karanlık labirentlerini, finanse edilen örgütlerin kimlere hizmet ettiğini ve "müttefik" maskeli düşmanlıkların ulusal birliğe verdiği zararları doğru okumak zorundayız. Çünkü tarih, ders alınmadığında sadece tekerrür etmekle kalmaz; aynı zamanda yeni maskelerle karşımıza çıkmaya devam eder.
Bu nedenle çok yönlü araştırmayla doğru bilgiye ulaşmayı, tehditlere karşı ise doğru bilgilerle sorgulama yapmayı bekamız için her zamankinden çok daha fazla önemsiyorum.

