10 Ağustos 2026 tarihli Milli Dayanışmanın Gri Alanları köşe yazımda, gündemdeki Çerçeve Yasası’nın ülkemizin bekasına yönelik barındırdığı ciddi tehditleri tüm ayrıntılarıyla mercek altına almıştım. Bugün ise konunun bir başka boyutuna, siyasetin merkezindeki önemli bir soruya odaklanmak istiyorum: Üniter devlet yapısına ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığı tartışılmaz olan Sayın Özgür Özel, bu yasaya neden “evet” dedi?

Bu soruyu analiz ederken öncelikle matematiksel ve siyasi gerçekleri doğru okumamız gerekiyor. Yasanın 360 milletvekilinin imzasıyla Meclis’e sunulmuş olması, Özel’in ve Yeni Parti yönetiminin “hayır” demesinin yasanın geçmesini engellemeye yetmeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. Bununla birlikte, yasa içeriğinin teknik olarak sadece silahların teslim edilmesi ve cinayet kapsamı dışındaki suçlar için cezai ertelemelerle sınırlı olduğunu not etmekte fayda var.

Ancak meselenin özü, Türkiye’de siyasetin ne yazık ki gerçekler üzerinden değil, oluşturulan algılar üzerinden yürütülmesidir. Yarın terör örgütü üyelerinin 50-100 silah teslim ederek bunu bir gövde gösterisine dönüştürdüğü senaryoda, iktidar kanadının "Bakın, Özgür Özel bu barış görüntülerine hayır dedi, çünkü onlar kandan besleniyor" şeklinde bir algı operasyonuna girişeceği gün gibi ortadadır. Özel’in "evet" tavrını, bu muhtemel algı operasyonlarının önünü kesmek ve partisini haksız bir ithamdan korumak adına stratejik bir hamle olarak okumak mümkündür.

Asıl dikkat kesilmemiz ve sorgulamamız gereken süreç ise şimdi başlamaktadır. Zira basına yansıyan haberlere göre, kurulacak olan komisyonda dünün bebek katilinin, maalesef bugünün "kurucu önderi" edasıyla Öcalan‘ın üye olarak yer alacağı haberlere yansımaktadır. Böyle bir komisyonun yarın Meclis’ten hangi anayasal değişiklikleri, hangi taviz içeren yasaları talep edeceğini eminim sizler de zihninizde canlandırıyorsunuzdur.

Dolayısıyla benim için asıl kritik eşik, bugünkü stratejik "evet" kararı değil; yarın o komisyon eliyle üniter yapımızı ve ulus devlet kimliğimizi hedef alan talepler gündeme geldiğinde Sayın Özel’in sergileyeceği tavırdır. Bekamızı ilgilendiren bu hayati süreçte, stratejinin bittiği ve ilkelerin konuştuğu o gün, asıl turnusol kağıdı olacaktır.