Türkiye’nin yakın siyasi tarihine damga vuran olaylar, genellikle birbirinden kopuk tesadüfler zinciri gibi sunulsa da, mercek altına alındığında 12 Eylül 1980 darbesiyle temelleri atılan Büyük Ortadoğu Projesi ile ete kemiğe büründürülen sistematik bir dizayn operasyonunun parçalarıdır. Bu operasyonun en kritik dönemeçlerinden biri, Deniz Baykal’ın "Ben kumpasların avukatıyım" diyerek tarihe geçen çıkışının hemen ardından, Türk siyasetinin genetiğiyle oynanması sürecidir.

Deniz Baykal’ın bu cüretkar çıkışı, aslında bir dönemin sonunu ve yeni bir mühendisliğin başlangıcını tetikledi. Yıllar önce bir kenarda bekletilen, "zamanı gelince kullanılmak üzere" rafta bekletilen bir kasetin devreye sokulması, sadece bir genel başkanın istifası değil, ana muhalefetin topyekûn yeniden formatlanmasıydı. Bu noktada medya ayağının rolü yadsınamaz. Uğur Dündar gibi sık,sık gömlek değiştiren isimlerin, gelecekte kullanılmak üzere parlattığı Kemal Kılıçdaroğlu figürü, kaset operasyonu ile genel başkanlığa getirilirken (atanırken) BOP’un muhalefeti dizayn projesi hayata geçiriliyordu.

Aslında, Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanlık makamına gelişi, partinin kendi iç dinamiklerinden ziyade, dışarıdan kurgulanan bir operasyonun sonucuydu. Bu operasyonun ana hedefi, 12 Eylül sonrası Türkiye'nin içine sokulduğu BOP sürecinde, ulusal direnç mekanizmalarını tamamen tasfiye etmekti.

Bu sürecin en karanlık safhası olan siyaset, basın ve yargı sacayağı; Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk gibi kumpas davalarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geleceğini adeta "sil baştan" yazdı. Ordunun milli damarları kesilirken, yargı ve medya bu kumpasların meşrulaştırıcı gücü olarak kullanıldı. TSK’nın komuta kademesi tasfiye edilirken, yerlerine ikame edilenlerin gerçek yüzü 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimiyle ortaya çıkacaktı...

Nitekim bu kumpasları kuranlar, TSK’yı ve Türkiye’yi dizayn eden aktörler, görevlerini tamamladıktan sonra, yine aynı odakların koruması altında yurt dışında ikametle ödüllendirildiler. 15 Temmuz sonrası firar edenlerin bugün Batı başkentlerinde ağırlanıyor olması, kurgulanan oyunun sınır ötesi boyutunu tescillemektedir.

Sonuç olarak; Bugün artık deşifre olmuş Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğuna oturtulması, sadece bir lider değişimi değil, BOP’un Türkiye içindeki en büyük tahkimat hamlelerinden biridir. Kaset operasyonundan kumpas davalarına kadar uzanan bu hat, Türkiye’nin milli direnç hatlarını kırmak ve ülkeyi küresel projelere tam uyumlu hale getirmek için tasarlanmış bir "mühendislik ihanetidir".

Ancak tarih, kökü dışarıda olan bu tür mühendisliklerin milli irade duvarına çarptığını er ya da geç yazacaktır.