Hayatı ticari anlamda başarısızlıklarla geçmiş, defalarca şirketleri batmış, çalıştığı firmalarda da başarısız olmuş birisi, belediye başkanı olduktan sonra nasıl bir ticari faaliyette bulunmuştur da bu tür yatırımları yapabilecek duruma gelmiştir? İnsan sormadan duramıyor: Nereden geliyor bu değirmenin suyu?

Merhaba değerli okur,

Bir belediye başkanı düşünün…

Belediye başkanı olmadan önce iflas noktasına gelmiş, çok küçük miktarlardaki çekleri yazılmış, esnafa olan borçlarını ödeyemeyen, seçim giderlerini tek başına karşılayamayan, çevresindeki esnaftan bol vaatlerle para toplamak zorunda kalan ve borç harç içinde belediye başkanı olan bir belediye başkanı…

Ömrü başarısızlıklarla geçmiş, defalarca batmış, çalıştığı yerlerde de başarısız olmuş bir belediye başkanı…

Ne hikmettir ki sihirli bir el değmişçesine, belediye başkanı olduktan sonra işler değişmeye başlamış.

Yönettiği belediye borç batağına sürüklenirken, kendisi birdenbire para kazanır duruma gelmiş.

Zamanla villalar almış, lüks daireler almış, tarla yatırımları yapmış, lüks arabalar almış, milyonlarca lira sermayeli şirket kurmuş, yurt dışında yaptığı yatırımlar konuşulur olmuş.

İnsan ister istemez soruyor:

Belediye başkanlığı nasıl bir iştir?

Bir belediye başkanının maaşı ne kadardır?

Bir belediye başkanının maaşıyla bunların yapılması mümkün müdür?

Hayatı ticari anlamda başarısızlıklarla geçmiş, defalarca şirketleri batmış, çalıştığı firmalarda da başarısız olmuş birisi, belediye başkanı olduktan sonra nasıl bir ticari faaliyette bulunmuştur da bu tür yatırımları yapabilecek duruma gelmiştir?

İnsan sormadan duramıyor:

Nereden geliyor bu değirmenin suyu?

Tabii zenginleşen sadece kendisi değil…

Yakın dostları…

Akrabaları…

Meclisindeki çantacıları…

Fakirleşen, batan ve ekonomik sıkıntıya düşen ise sadece yönettiği belediye.

Bir tarafta borç batağına sürüklendiği konuşulan bir belediye, diğer tarafta ekonomik gücü her geçen gün arttığı iddia edilen bir çevre…

Sizce de bu işte bir tuhaflık yok mu?