Kapaklı’da imar işlemleriyle ilgili ortaya atılan gayriresmî ödeme ve usulsüzlük iddiaları tartışılmaya devam ediyor. Yıllardır mağduriyet yaşadığını dile getiren müteahhit ve iş insanlarına çağrımız net: Elinizde bilgi ve belge varsa susmayın, korkmayın; iddiaları yetkili mercilere taşıyın. Çünkü imarda yaşanan her olumsuzluk yalnızca sektörü değil, Kapaklı’nın geleceğini ve şehir yaşamını da doğrudan etkiliyor.
Merhaba Değerli Okur!
Uzun zamandır Kapaklı’da imarla ilgili yaşanan sorunları, esnafın, müteahhitlerin, yatırımcıların ve vatandaşların şikâyetlerini gazetemizin sütunlarına taşıyoruz.
Bunu birilerini karalamak için değil, bu ilçede ticaretin önünü açmak, kamu hizmetlerinin şeffaf şekilde yürütülmesini sağlamak ve vatandaşın sesini duyurmak için yapıyoruz.
Çünkü imar meselesi sadece müteahhitlerin, arsa sahiplerinin ya da belediyenin teknik bir konusu değildir.
İmarda alınan her karar, bir şehrin nasıl büyüyeceğini, hangi bölgelerin yapılaşacağını, yolların nereden geçeceğini, yeşil alanların ne kadar korunacağını, insanların nasıl bir çevrede yaşayacağını doğrudan belirler.
Bugün verilen bir imar kararı yalnızca bugünü değil, Kapaklı’nın önümüzdeki 20-30 yılını da etkiler.
Yanlış verilen bir karar; çarpık kentleşmeye, trafik sorunlarına, altyapı yetersizliğine, plansız nüfus yoğunluğuna, yeşil alanların azalmasına ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilir.
Doğru ve kamu yararını gözeten bir imar politikası ise daha düzenli yollar, daha sağlıklı konut alanları, daha güçlü altyapı, daha fazla sosyal alan ve daha yaşanabilir bir şehir demektir.
Bu yüzden imar, sadece beton ve ruhsat meselesi değildir; doğrudan insan hayatı meselesidir.
Bir binanın nerede yapılacağı, kaç katlı olacağı, çevresinde okul, park, yol ya da sosyal donatı bulunup bulunmayacağı; o bölgede yaşayan binlerce insanın günlük hayatını etkiler.
Deprem gerçeğini yaşayan bir ülkede ise imar kararları aynı zamanda can güvenliğiyle ilgilidir.
Dolayısıyla Kapaklı’da imarla ilgili yaşanan her sorun, yalnızca bir müteahhidin işinin gecikmesi olarak görülemez. Bu mesele şehirleşmeyi, ekonomiyi ve ilçede yaşayan 150 bini aşkın insanın geleceğini ilgilendirir.
Çünkü Kapaklı’da inşaat sektörü de yalnızca müteahhidi ilgilendirmez.
Emlakçıyı ilgilendirir.
Demirciyi, beton firmalarını, elektrikçiyi, tesisatçıyı, mobilyacıyı, nakliyeciyi, işçiyi, ustayı ilgilendirir.
Kısacası Kapaklı’nın ekonomisini ilgilendirir.
Yıllardır Kapaklı'da bize ulaşan şikâyetlerin ortak noktası ise imar.
Son gelen iddialara göre 2026 yılının başından itibaren uzun bir süre Kapaklı Belediyesi’nde imar durumlarının alınmasında ciddi sıkıntılar yaşandı. Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Kapaklı’yı ilgilendiren plan ve plan notlarıyla ilgili düzenlemelerin ardından işlemlerin yeniden hareketlenmeye başladığı ifade ediliyor.
Ancak bizim bugün sormamız gereken başka bir soru var:
İmar açıldı da kapılar gerçekten herkese eşit mi açıldı?
Çünkü son günlerde ilçede faaliyet gösteren bazı müteahhitlerden, iş insanlarından ve sektör temsilcilerinden çok ciddi iddialar duyuyoruz.
İddia şu:
Geçmişte imar işlemleri sırasında talep edildiği öne sürülen birtakım gayriresmî ödemelerin, bugün yaklaşık üç katına çıktığı ileri sürülüyor.
Altını kalın bir şekilde çiziyorum:
Bunlar iddiadır.
Elimizde kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan hiç kimseye “rüşvet aldı”, “rüşvet verdi”, “suç işledi” diyemeyiz.
Ama gazeteci olarak şu soruyu da sormak zorundayız:
Eğer bu iddialar doğru değilse, belediye çıkıp açıkça yalanlasın.
Resmî ücret tarifesini yayınlasın.
Bir vatandaş imar durumu almak istediğinde belediyeye hangi kalem için kaç lira yatıracağını kamuoyuna tek tek açıklasın.
Hangi ödemenin belediye veznesine, hangi ödemenin hangi yasal dayanakla yapıldığını vatandaş bilsin.
Şeffaflık bu kadar basittir.
MÜTEAHHİTLERE VE İŞ İNSANLARINA ÇAĞRIMDIR
Buradan özellikle Kapaklı’da yıllardır iş yapan müteahhitlere, yatırımcılara ve iş insanlarına sesleniyorum.
Eğer sizden gerçekten belediyedeki bir işleminizin yapılması karşılığında mevzuatta ve resmî tarifede bulunmayan bir para istendiyse…
Eğer “bu parayı vermezsen işin yürümez” denildiyse…
Eğer elinizde mesaj, dekont, yazışma, ses kaydı, tanık veya başka bir hukuka uygun delil varsa…
Susmayın.
Ama sosyal medyada yazıp , çizip ortaya suçlama atmakla da yetinmeyin.
Belgeleyin ve hukuki mercilere başvurun.
Son günlerde Türkiye’nin konuştuğu Aziz İhsan Aktaş davası bunun neden önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu davadan Kapaklı açısından çıkarılması gereken önemli bir ders olduğuna inanıyorum:
Bildiğiniz bir usulsüzlük varsa anlatın.
Çünkü konuşulmayan, belgelenmeyen ve yetkili mercilere taşınmayan her iddia bir süre sonra yalnızca kahvehane sohbetine dönüşür.
Bugün Kapaklı’da birçok insan kendi arasında konuşuyor.
“Benden şu kadar istendi.”
“Benden şu kadar verdim.”
“Şu kişi şu kadar verdi.”
“Ben vermedim, işim bekliyor.”
“Falanca verdi, işi çözüldü.”
Bunların hepsini duyuyoruz.
Peki soruyorum:
Madem bu kadar insan bunları konuşuyor, neden kimse çıkıp resmî olarak anlatmıyor?
Korkmayın.
Bir kamu görevlisinin suç işlediğini düşünüyorsanız, savcılık orada.
Elinizde belge varsa teslim edin.
Tanığınız varsa bildirin.
Bir hukukçuyla görüşün.
Çünkü rüşvet ve benzeri suçlarda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması somut olayın şartlarına, suçun niteliğine ve başvurunun zamanlamasına bağlıdır; hiç kimseye otomatik olarak “itiraf et, kesin kurtulursun” denilemez.
Ama gerçeğin ortaya çıkmasının yolu susmak değildir.
BELEDİYEYE DE ÇAĞRIMIZ VAR
Bu yazıyı yalnızca müteahhitlere çağrı olarak okumayın.
Kapaklı Belediyesi yönetimine de açık bir çağrımız var.
Çıkın ve kamuoyuna açıklayın:
İmar durumu almak isteyen vatandaş bugün toplam ne kadar ödüyor?
Bu ücretlerin tamamının yasal dayanağı nedir?
Çıkma, çekme, tevhid vb. işlerle ilgili gayri resmi talep edilen veya alınan bir bedel var mı?
Son altı ay içerisinde kaç imar durumu verildi?
Kaç başvuru bekliyor?
Başvurular hangi kriterlere göre sıraya alınıyor?
Vatandaştan belediye veznesi dışında herhangi bir ödeme talep edilmesi mümkün müdür?
Bu soruların cevapları kamuoyuna açık bir şekilde verilirse, ortada dolaşan birçok iddia da kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Çünkü belediyeler kimsenin özel şirketi değildir.
Belediyeler milletindir.
İmar Müdürlüğü de birilerinin keyfine göre işleyen bir kapı değildir.
Üstelik imar konusunda alınan kararların sonucu yalnızca bugünkü başvuru sahiplerini etkilemez.
Bugün çizilen bir imar planı, yarının Kapaklı’sını çizer.
Bugün verilen bir kat kararı, yarının nüfus yoğunluğunu belirler.
Bugün ayrılmayan bir yeşil alan, yarın çocuklarımızın nefes alacağı bir parkın hiç yapılamaması anlamına gelebilir.
Bugün yanlış planlanan bir yol, yıllarca sürecek trafik sorununa dönüşebilir.
Bugün göz yumulan plansız yapılaşma ise yıllar sonra telafisi çok daha pahalı sorunların önümüze gelmesine neden olabilir.
Bu nedenle imar konusunda şeffaflık, liyakat ve kamu yararı yalnızca bürokratik bir tercih değil, şehrin geleceğine karşı bir sorumluluktur.
Aynı şarttaki iki vatandaştan biri işlemini yaptırabiliyor, diğeri yaptıramıyorsa orada soru sormak gazetecinin görevidir.
Bir iş insanı “benden gayriresmî para istendi” diyorsa onu dinlemek gazetecinin görevidir.
Belediyenin cevabını aynı şekilde yayınlamak da gazetecinin görevidir.
Biz de bunu yapmaya devam edeceğiz.
Kim olursa olsun…
Hangi siyasi partiden olursa olsun…
Hangi makamda oturursa otursun…
Kapaklı’nın parasının, Kapaklı esnafının emeğinin, şehrimizin geleceğinin ve vatandaşın hakkının takipçisi olacağız.
Son sözüm yine iş insanlarına ve müteahhitlere:
Eğer gerçekten mağdur edildiyseniz, susmayın.
Duyumla değil, belgeyle konuşun.
Dedikoduyla değil, savcılıkta konuşun.
Çünkü bugün susarsanız yarın aynı kapıya başka bir esnaf gidecek.
Ve belki o da sizin bugün yaşadığınızı yaşayacak.
Ama mesele bundan da büyük.
Bugün imarda yapılan yanlışın faturasını yarın yalnızca bir müteahhit değil, bütün Kapaklı öder.
Çünkü şehirler bir günde kurulmaz.
Ama yanlış kararlarla yıllarca bozulabilir.
Kapaklı’da artık herkesin önünde tek bir yol olmalı:
Resmî tarife, şeffaf işlem, eşit hizmet ve kamu yararını esas alan şehirleşme.
Bunun dışında bir sistem varsa da ortaya çıkarılması hepimizin sorumluluğudur.
Kalın sağlıcakla...

