Adaletin olmadığı, liyakatin yok sayıldığı bir düzende felaket olur, sorumlular saklanır ve bedelini her zaman vatandaş öder. Yaşanan acılar ne tesadüf ne de kaderdir; yanlış sistemin kaçınılmaz sonucudur.
Merhaba değerli okur,
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylar ve sonrasında ortaya çıkan tartışmalar hepimizin yüreğini bir kez daha sızlattı. Her felaketten sonra aynı soruları soruyoruz: Neden? Nasıl? Kim sorumlu?
Ama asıl soruyu çoğu zaman sormaktan kaçıyoruz: Bu hale nasıl geldik?
Uzun yıllardır ülke olarak büyük acılar yaşıyoruz. Depremler, ihmaller, kazalar, ihmalkârlık zincirleri… Peki bu olayların ardından gerçekten sorumluluk alan, görevinden istifa eden ya da hesap veren kaç yetkili gördük? Açık konuşmak gerekirse, ben hatırlamıyorum.
Bugün geldiğimiz noktada en temel sorunlardan biri hiç şüphesiz adalet ve liyakat eksikliğidir.
2013 yılından bu yana gazetecilik yapıyorum. Hem ilçemizde hem ilimizde kamu kurumlarını, atamaları ve kadroları yakından takip etme imkânım oldu. Gördüğüm tablo ne yazık ki iç açıcı değil.
Birçok yerde şu anlayış hâkim:
“Bu onun yakını, şu bunun akrabası, o da birilerinin adamı, onun sevgilisi, şunun dostu…”
Bu zihniyetle yapılan atamalar, sadece bireyleri değil, doğrudan devletin işleyişini etkiliyor. Çünkü liyakatın olmadığı yerde ehliyet olmaz; ehliyetin olmadığı yerde de hata ve felaket kaçınılmazdır.
Bugün okullarımızda yaşanan sorunlara bakın. Kamu kurumlarındaki aksaklıklara bakın. İhalelere, alımlara, yönetim süreçlerine bakın… Hepsinin temelinde aynı problem yatıyor:
İşi bilene değil, biat edene görev verilmesi.
Sorumluluk alan değil, sorumluluktan kaçan; sorgulayan değil, sorgusuz imza atan kişiler önemli makamlara getirildiği sürece bu sorunların bitmesini beklemek gerçekçi değildir.
Yıllardır bu konuların üzerine gidiyorum. Yazdım, söyledim, dile getirdim. Ama ne yazık ki her geçen gün tablo daha da ağırlaşıyor.
Artık şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Adaletin ve liyakatın olmadığı bir sistemde başarı değil, felaket olur.
Bu yüzden bugün yaşadığımız acılar tesadüf değil, bir sistemin sonucudur.
Dileğimiz; hatalardan ders çıkaran, liyakati esas alan, adaleti önceleyen bir yönetim anlayışının hâkim olmasıdır. Aksi halde ne yazık ki benzer acıları yaşamaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle saldırılarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; kederli ailelerine sabır ve başsağlığı temenni ediyorum.
Rabbim ülkemizi ve milletimizi daha büyük felaketlerden korusun.
Kalın sağlıcakla...

