Okullarımızda yaşanan şiddet olayları yüreğimize ateş düşürdü. Ancak ateş asıl düştüğü yeri yakar; kaybedilen her can, telafisi imkansız bir boşluk bırakır. Hayatını kaybeden tüm yavrularımıza Allahtan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum. Öğrencisinin hayatını kurtarmak için gözünü kırpmadan öğrencisine siper olan görev şehidi kahraman öğretmenimiz Ayla KARA‘yı saygı ve minnetle anıyorum. Tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Evet acının siyaseti olmaz. Ancak deprem, sel, maden faciaları, bugün yaşadığımız her acıdan da siyaset birinci dereceden sorumludur.
Çocukların eline kolayca silah geçirebilmesi, sonrasında yaşanan trajediler karşısında hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi “üzgünüm” demekle yetinilmesi bir eğitimci olarak vicdanımda derin bir sızıya sebep olmuştur.
Çünkü…
Bu tehlikeli gidişatın sinyalleri yeni değildi. Yıllardır eğitim sosyologları ve çocuk psikologları, okullarda şiddetin ve çocukların ölümcül nesnelere erişiminin artışına dair uyarılarda bulunuyordu. Ancak bu uyarıların mecliste karşılık bulmadığını, araştırma önergelerinin ya gündeme alınmadığını ya da yüzeysel birkaç açıklamayla sonuçsuz bırakıldığını hep birlikte izledik.
Bakanlık ise maalesef tüm enerjisini, çocukları bilimsel ve laik değerlerle donatacak projeler yerine, kimi tarikat, cemaat ve vakıflarla iş birliği projelerine harcamaktaydı. Üstelik bu tarikat, cemaat ve vakıflara milyarları akıtarak yapıyordu. Okullarda yeri olmayan bu yapıların eline düşmüş çocuklarımızın, ileride polisimize,askerimize karşı nasıl terör eylemleri ile karşımıza çıktıklarına tanık olmuyor muyuz? Aslında mesele, yalnızca bir çocuğun eline silah geçirmesi değil; çocukların zihnine hangi değerlerin, hangi eller tarafından işlendiğiyle de ilgilidir.
Evet…
Uyuşturucu baronlarının binlerce torbacı çocuk bulmasından siyaset sorumludur.
Dizilerde şiddetin rol model haline getirilmesinden siyaset sorumludur.
Çocukların intihar etmesine ve cinayet işlemesine teşvik eden oyunlara ulaşmasında aileler kadar siyasette sorumludur.
Burada Kahramanmaraş trajedisine ayrı bir paragraf açmak istiyorum.
Bir ay önce görev yerleri değiştirilen okul müdürü, iki müdür yardımcısı ve iki öğretmenimizin, bu katliamı yapan öğrencimizle ilgili gerekli bilgilere sahip olduğu, bu konuda gerek velisini gerekse ilgili makamları bilgilendirdikleri gerekse bu öğrencinin okula girişinde çantasında ve üstünde kesici ve delici alet aramasına tabi tuttukları bilinmektedir. Velisinin de okul yönetiminin uyarılarını dikkate alarak çocuklarına psikolojik destek arayışında olduğu görülmektedir.
Asıl soru şu. Bu güzide okulumuzun beş görevlisinin bir ay önce görev yerleri değiştirilmeseydi bu trajedi yaşanır mıydı?
Savcılarımızın bu sorunun doğru yanıtına ulaşabilmesi için delillerin karartılmaması gerekir. Bu nedenle acilen ilgili yetkililerin tedbiren görevden alınmalarının yerinde bir karar olacağını düşünüyorum.

