Her şey 23 Şubat 1945 tarihinde, Türkiye‘nin Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etme dayatmasına boyun eğmesi ile başladı. Bunun karşılığı olarak San Francisco Konferansı’na davet edildi.

Bu konferansa giden heyete İnönü, “En kısa zamanda çok partili hayata geçileceğinin” söylenmesi talimatını vermiş ve bu talimat Dışişleri Bakanı Hasan SAKA tarafından yerine getirilmiştir. Çünkü gerek İngiltere ve gerekse ABD çok partili hayata geçiş için her cepheden hükümete yükleniyorlardı.

Kurtuluş Savaşı döneminde Adnan ve Halide ADIVAR‘lar gibi ABD mandacılığını savunan İnönü, bununla da yetinmedi.

Savaş ilanından bir gün sonra, Türkiye ve ABD arasında 24 Şubat 1945’te imzalanan Askeri Yardım Antlaşması‘nın içeriğine baktığımızda, ABD hayranlığı artık aşka dönüşmüştü. Bu antlaşma ile...

-ABD, Türkiye’nin satın almak istediği savunma malzemesini, kongrenin onayı halinde verecektir.

-Türkiye’nin de tedarik edebilecek durumda olduğu her türlü malzeme, hizmet ve bilgiyi ABD’ye temin edecektir. (Burada hizmet ve bilgi ile Meclis onayının olmamasının bugünün taşlarını döşediğini düşünüyorum.)

-Türkiye, ABD‘nin öngördüğü iktisadi ve askeri amaçlara uygun hareket edecektir. Artık sadece siyaseten değil, ekonomik ve askeri anlamda da ABD, Cumhuriyetimizin kaderini belirleyecek konuma gelmiştir.

ABD ve İngiltere bu antlaşmadan 6 ay sonra, 15 Ağustos 1945’de çok partili hayata geçişimizle hedefine ulaşmıştı. Çok partili hayatımızda ve soğuk savaş döneminde Cumhuriyetimize yönelik yıkıcı faaliyetleri ancak yazı dizisi ile anlatmak mümkündür. Buna rağmen Cumhuriyetimiz tüm kurumları ile dim dik ayaktadır. Elbette çürük elmalar zamanı gelince ayıklanır.

Ancak Trump‘un son açıklamalarında, ABD ile NATO‘ya karşı aşkımızın, maalesef kara sevdaya dönüştüğünü düşünüyorum. Gazze canavarı Netanyahu‘nun emir eri, Cumhuriyetimizi ve toprak bütünlüğümüzü hedef alan BOP Eşbaşkanı Trump‘ın, siyaset anlayışımıza övgüler dizmesini sorgulamak gerekmez mi? Tıpkı muhalefet görünümlü BOP eşbaşkanı bay butlanın, CHP‘nin iktidar yürüyüşüne çelme takması gibi...