Gerçeklik dediğimiz şey, evrenin bize sunduğu bir sahne mi, yoksa bilincimizin kurduğu bir yorum mu? Zaman ve bilinç üzerine yaptığımız yolculuk şimdi bizi en büyük soruya getiriyor: Evreni algılayan kim?
Evrenin gerçekliğini tartışırken çoğu zaman şunu varsayarız: Gerçeklik dışarıdadır, biz onu sadece gözlemleriz.
Oysa modern bilim ve felsefe bu varsayımı kökten sarsıyor. Çünkü evreni algılayan şey göz değil, bilinçtir. Göz sadece ışığı toplar; gerçekliği kuran ise zihindir.
Bu nedenle “gerçek” dediğimiz şey, evrenin olduğu hâli değil, bizim onu algıladığımız hâlidir. Bu nedenle zaman bilinci şekillendirirken, bilinçte gerçekliği şekillendirir.
Zamanın Kalbine Yolculuk yazımda, zamanın evren için bir koordinat, insan için ise bir deneyim olduğunu, ayrıca, bilincin zamanın pasif bir izleyicisi değil, onu yeniden düzenleyen aktif bir güç olduğunu paylaşmıştım. O nedenle evrenin gerçekliği ile insanın gerçekliği aynı değildir. Çünkü evren bilinçsizdir; insan bilinçlidir. Yani insan için gerçekliği beyin inşa eder diyebiliriz.
Çünkü, nörobilim bize çok net bir şey söylüyor:
Beyin dış dünyayı olduğu gibi algılamaz. Dış dünyadan gelen verileri yorumlar, düzenler, filtreler. Sonuçta yaptığı yorumun adına da “gerçeklik” deriz.
Gördüğümüz renkler, duyduğumuz sesler, hissettiğimiz dokular… Hepsi beynin ürettiği bir modeldir.
Evrenin kendisi renkli değildir; ışık dalga boylarından ibarettir. Evrenin kendisi sessizdir; hava titreşimlerinden ibarettir. Evrenin kendisi dokunsal değildir; atomların itme kuvvetlerinden ibarettir. Bu nedenle gerçeklik, evrenin değil, beynin ürünüdür diyebiliriz.
Artık evreni nasıl algıladığımızı isterseniz biraz daha deteylandıralım.
1. Biyolojik katman: Göz, kulak, deri, sinirler… Hepsi birer veri toplayıcıdır. Gerçekliği işleyen ise beyindir.
2. Zihinsel katman: Beynin işlediği veriyi anlamlı hâle getiren bilinçtir. Bilinç, gerçekliği bir hikâyeye dönüştürür.
3. Öznel katman: Gerçekliği algılayan nihai özne, “ben” dediğimiz şeydir. Benlik, bilincin içindeki odak noktasıdır. Bu nedenle evreni algılayan göz değil, beyin değil, bilinç değil… Benliktir.
Bu nedenle iki insan aynı olayı yaşar ama farklı yorumlar. Aynı manzaraya bakar ama farklı hisseder. Aynı zamanı yaşar ama farklı algılar.
Bilime Projeksiyon’un ruhuna uygun olarak söylemek isterim ki...
Evreni algılayan insandır. Gerçekliği yaratan madde değil bilinçtir. Zamanı akıtan fizik değil benliktir.
Evrenin gerçekliği ile insanın gerçekliği aynı değildir. Ve bu fark, bilimin en büyük gizemidir.

