Tarih, dün Neron’un Roma’yı alevler içindeyken büyük bir zevkle izlediği o dehşet anını unutmadı. Bugünde "kayyumcu" ve "butlancı" zihniyetin CHP İstanbul İl Başkanlığı ve Genel Merkez binasının yakılıp yıkılmasını ısrarla talep etmelerini ve büyük bir zevkle izlemelerini asla unutmayacak.

Kayyumcu ve butlancıların bu talepleri siyasi ikbalden öte, BOP‘sinde üstlendikleri figüranlıktan kaynaklanmaktaydı. Çünkü, CHP‘nin kaçınılmaz iktidar yürüyüşünü kesenlerin, siyasi ikballerinin söz konusu dahi olamayacağını bilmemeleri mümkün değildi.

Bir, bir belediyeleri de iktidara devreden butlancılar, artık CHP‘nin Cumhuriyeti kuran parti sayfasını kapatmış, maalesef Cumhuriyeti yıkan sayfasını açmışlardır. Bu ihanet sayfasında ismi geçenler ile duruma göre vaziyet almak için pusuda bekleyenleri tarih, yarın Anzavur Ahmet‘in çeteleri, Artin (Ermeni) Kemallerin ihanetleri ile eşdeğer olarak yazacaktır.

Çocuklar, anne ve babalarından adalet ile koruyuculuk bekler. Bir gün o çocuklar büyüyecek ve tarihin sayfalarını çevirdiklerinde, anne ve babalarının "kayyumcuların ve butlancıların" yıkımlarının parçası olduklarını görecekler. İşte o an, anne ve babaların vereceği yanıt, kuşkusuz tarihin en ağır yükü olacaktır.

Siyasi hırslar uğruna bir şehri, bir partiyi ya da bir umudu ateşe verme talebinde bulunanlar, belki o anın sarhoşluğuyla Neron gibi zevk alabilirler. Ancak vicdanın mahkemesi, o taleplerde bulunanların aile sofralarında kurulur. Yıkılan sadece binalar değil; bir toplumun adalete olan inancı ve insani değerleridir.

Bir binayı yakıp yıkmak, bir iradeyi gasp etmek kolaydır; peki ya o enkazın altından kalkamayan insanlık onurunu nasıl tamir edeceksiniz? Kayyumcuların ve butlancıların gölgesinde bugün çeşitli görevler üstlenenlere ve tüm insani değerleri yok sayan bu yaşananlara kafalarını kuma gömenlere seslenmek istiyorum. İnsani değerlerin evrimleşme sürecinin neresinde tökezlediniz?