Bizler ise hangi makamda olursak olalım, hangi görevi yaparsak yapalım, doğruların yanında durmaya devam edeceğiz. Çünkü bazen bir kişinin doğruları söylemesi, büyük bir sessizliği ve büyük bir oyunu bozmaya yeter.
Merhaba Değerli Okur,
Geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan’ın bir köşe yazısını okudum. Yazının sonunda bir film tavsiyesi vardı: Bay Smith Vaşington’a Gidiyor (Mr. Smith Goes to Washington).
Gazeteci olarak duruşunu ve birçok konuda yazdıklarını tasvip ettiğimi söyleyemem. Ancak tavsiye ettiği filmi merak ettim ve izledim. İyi ki de izlemişim.
1939 yapımı filmde Jefferson Smith isimli idealist bir genç, senatör olarak Washington’a gönderiliyor. Onu oraya gönderenler, kolay yönlendirilebilecek, tecrübesiz bir isim olduğunu düşünüyor. Fakat Smith kısa süre içerisinde siyaset dünyasının perde arkasındaki çıkar ilişkileriyle, yolsuzluklarla ve kirli hesaplarla karşılaşıyor. Gerçeği savunmaya kalktığında ise sistem tüm gücüyle üzerine geliyor. Hakkında iftiralar atılıyor, itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, yalnız bırakılıyor. Ancak o geri adım atmıyor. Demokrasiye, dürüstlüğe ve inandığı değerlere sahip çıkmak için sonuna kadar mücadele ediyor.
Filmi izlerken kendimi birçok sahnede Jefferson Smith’e yakın hissettim.
Ben de 2013 yılında Kapaklı’da genç bir gazeteci olarak meslek hayatıma başladım. İlk haberimi, ilk köşe yazımı kaleme aldığım günden bu yana güçlü siyasetçilerin, çıkar gruplarının ve kamu gücünü kendi menfaatleri için kullanmaya çalışanların karşısında durmaya çalıştım.
Bu süreçte elbette bedeller ödedim.
Kurulan komplolar, itibar suikastleri, fiziki saldırılar, maddi ve manevi baskılar, çeşitli tehditler, hakkımda açılan sayısız soruşturma, onlarca dava ve daha birçok haksızlıkla karşılaştım. Kimi zaman yalnız bırakıldım, kimi zaman hedef gösterildim. Ancak bütün bunlara rağmen kalemimi de, duruşumu da satmadım. İnandığım değerlerden vazgeçmedim.
Yakın zamanda ise hayatımda yeni bir sayfa açmış bulunuyorum.
Aktif gazetecilik görevimi ekip arkadaşlarıma devrederek siyasi mücadelemi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında sürdürme kararı aldım. Geçmişte gazeteci olarak verdiğim mücadeleyi, bundan sonra siyasetçi olarak vermeye devam edeceğim. Elbette Kapaklı Gazetesi’nin sahibi olarak zaman zaman köşe yazılarımla düşüncelerimi vatandaşlarımızla paylaşmayı sürdüreceğim.
Şunun farkındayım:
Gazetecilik hayatım boyunca yaşadıklarımın belki de daha fazlasını siyasi yaşamımda yaşayacağım. Daha fazla eleştiri, daha fazla baskı, daha fazla saldırı ve daha fazla iftira ile karşılaşacağım.
Ama bundan korkmuyorum.
Çünkü siyaseti bir makam ya da mevki aracı olarak değil, halka hizmet etmenin ve doğru bildiğini savunmanın bir yolu olarak görüyorum. Demokrasiye, adalete, dürüstlüğe ve ahlaklı siyasete olan inancım bugün de aynı noktada duruyor.
Belki hepimiz birer Jefferson Smith değiliz. Ancak günümüz Türkiye’sinde onun yaşadıklarına benzer süreçlerden geçen çok sayıda insan var. İftiralara uğrayanlar, baskı görenler, susturulmaya çalışılanlar, haksız hukuksuz yere hapse atılanlar ve buna rağmen doğruları söylemekten vazgeçmeyenler var.
Ülkemizin içinden geçtiği bu sıkıntılı günlerde tüm okurlarıma Bay Smith Vaşington’a Gidiyor filmini izlemelerini tavsiye ediyorum. Film sadece bir siyaset hikâyesi değil; aynı zamanda karakter, cesaret ve vicdan üzerine güçlü bir ders niteliğinde.
Umarım filmi tavsiye eden Ahmet Hakan da izlediği filmden gerekli dersleri çıkarmıştır.
Bizler ise hangi makamda olursak olalım, hangi görevi yaparsak yapalım, doğruların yanında durmaya devam edeceğiz.
Çünkü bazen bir kişinin doğruları söylemesi, büyük bir sessizliği ve büyük bir oyunu bozmaya yeter.
Kalın sağlıcakla

