“Boş haber” diyenler gazeteciliği ne kadar biliyor? Hak aramayan bir toplumda, gerçeği savunmak ne kadar mümkün?
Merhaba değerli okur,
Hakkını, hukukunu bilmeyen insan olur mu? Olursa, kendisine, topluma, vatana, millete ne faydası olur? En acı tarafı da şu: Bir kitabın sayfasını açıp okumamış ama her konuda fikri var. Her şeye bir cevabı var. Hani “herbokolog” diye bir tabir çıktı ya, işte tam da bu durumu anlatıyor.
Gazetemizin altındaki yorumları çoğu zaman dikkatle takip ediyorum. Öyle yorumlar var ki; bir yandan gülüyorsunuz, bir yandan üzülüyorsunuz. “Boş haber”, “gereksiz haber”, “böyle haber mi olur?” diye yorum yapanların, gazetecilik hakkında, haber hakkında tek bir satır okumuşlukları var mı acaba? Gazetecilik nedir, ne için yapılır, nasıl yapılır? Haber nasıl yazılır? Bu soruların cevabını bilmeden yapılan yorumların ne kadar sağlıklı olduğu da ortada.
Oysa yapılan iş ortada: Bir belediyeyi eleştiriyorsunuz, vatandaşın hakkını savunuyorsunuz; ama bir bakıyorsunuz, birilerine yaranmak isteyenler çıkıp konuyu saptırıyor, emeği değersizleştirmeye çalışıyor.
Bizler bir kamu görevi yapıyoruz. Vatandaşın gözü, kulağı olmaya; sesini duyurmaya, yaşadığı sorunları gündeme taşımaya ve çözüm aramaya çalışıyoruz. Ancak işin en zor tarafı şu ki; görevimizi yaparken en çok yine vatandaşla mücadele etmek zorunda kalıyoruz.
Kendi hakkını bilmeyen, hakkını aramayan, hatta hakkını savunana karşı duran bir toplum yapısı oluşursa, orada ne adalet tam anlamıyla yerini bulur ne de gelişim sağlanır. Çünkü hak, sadece talep edenindir. Talep etmeyen, sorgulamayan, araştırmayan bir toplum; zamanla yönlendirilen, kandırılan ve susturulan bir topluma dönüşür.
Şunu açıkça söylemek gerekiyor: Basın tek başına yeterli değildir. Gazeteci yazar, çizer, ortaya koyar. Ama o yazının bir anlam kazanması için okuyan, anlayan ve sahip çıkan bir topluma ihtiyaç vardır.
Bugün sormamız gereken asıl soru şu:
Kendi hakkını bilmeyen, kendi hakkını savunamayan bir vatandaşın hakkını biz ne kadar savunabiliriz?
Belki de mesele sadece yazmak, anlatmak değil… Aynı zamanda bilinç uyandırmak, farkındalık oluşturmak ve toplumu bu konuda eğitmek meselesidir. Çünkü bilinçli bir toplumda ne boş tartışmalar olur ne de gerçeklerin üzeri kolayca örtülür.
Yine de biz görevimizi yapmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki; az da olsa anlayan, sorgulayan ve hakkının peşinde koşan insanlar var. İşte bütün mücadele de onlar için.
Değer mi?
Evet, zor… Ama yine de değer.
Kalın sağlıcakla.

