Aslında bugün sizlerle Marshall Planı ile, 1948 yılında süt tozunun çocuklarımıza karşı nasıl kimyasal silah olarak kullanıldığını paylaşmayı düşünmüştüm. Ancak bölgemizdeki gerçekleşeceğinden emin olduğumuz ve ülkemizin bekasını yakından ilgilendiren gelişmeleri paylaşmayı zorunlu gördüm.
Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi ve İsrail’in ‘Vadedilen Topraklar.’ hayalleri olduğu hepimizin malumudur. ABD’nin son elli yılda, Ortadoğu’da yaptıklarını sorgulayarak yarınki hedeflerini görmek mümkündür.
Önce Muhammed Ziya Ül Hak, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin çocukları olarak 5 Temmuz 1977'de, seçimle yönetime gelen Zülfikar Ali Butto’ya darbeyi gerçekleştirildi. Artık Pakistan ABD’nin bir uydusuydu.
Sonra yine bizim çocuklardan oluşan 12 Eylül 1980 bölücü ve irticacı darbesine şahit olduk. Bölücü ve irticacı darbeci lideri Kenan Evren, üniter devlet yapımızı tartışmaya açmakla kalmayıp, şeriat rejimlerinin finansörü Rabıta örgütünün, ülkemizde hoyratça cirit atmasının önünü açmıştı.
Sırada Afganistan vardı. Yıkılmasına karar verilen ikiz kuleleri, Afganistan’ı işgal etmek için bizzat ABD ve İsrail tarafından inşa edilen Taliban, IŞİD, Hamas, PEKAKA vb. örgütlerden biri olan El Kaide örgütü ile 11 Eylül provokasyon saldırısı gerçekleştirildi ve Afganistan bugün ABD’nin emanetçisi Taliban yönetiminde.
Sonra, ABD’nin sadık dostu olarak, İran’la 8 yıl savaşan Saddam’ın, Büyük Kürdistan için devreden çıkarılmasına karar verildi. Kimyasal silah bahanesi sonucu Saddam idam edildi. Ne yazık ki ilk tanıyanlardan biri bizim olduğumuz Kuzey Irak Kürt Devleti kuruldu.
Sıra artık Suriye’ye gelmişti. İsrail’in baş düşmanı olan Suriye, kırmızı bültenle aranan ve Işid’in en cani kolu olan Hey'et-i Tahrîrü'ş-Şâm (HTŞ) lideri olan Ahmed eş-Şara’ya kırmızı kravat takarak ABD’nin emanetçisi olarak Suriye’nin lideri yapıldı.
Artık hem BOP, hemde vadedilen topraklar için iki engel kalmıştı. Bugün o engellerden biri olan İran, ABD ve İsrail’in füzelerine yanıt vermekle meşgul. Büyük Kürdistan hayali kuranların, ABD ve İsrail’in zaferi için çalışırken, Büyük Kürdistan haritasının İsrail için tamamen vadedilen topraklar içinde kaldığını görememelerine şaşırıyorum.
Bu arada, Büyük Kürdistan hayali içinde olan tüm ihanet güçlerine hatırlatmak isterim.
Türkiye Cumhuriyeti ne Irak ne Suriye ne de İran ile mukayese edilemez. Ne ABD’nin BOP ne de İsrail’in vadedilen topraklar hayalleri, şehitlerimizin kanıyla bize hayat veren bu kutsal topraklarda gerçekleşemez.

