Asgari ücretin ortalama ücrete dönüştüğü; ama açlık sınırının altında kaldığı bir düzende, sorunun sadece ekonomide değil, bütçe yönetiminde sıkıntıların olduğunu düşünüyorum.

Kamuda tasarruf edilecek densede, maalesef bir tarafta şatafatlı sofralar, iki,üç hatta dört maaşlı kişiler... yani israfa dönük savurganlıklar, diğer tarafta ise çoğunluğu oluşturan emeklilerin ve asgari ücretlilerin geçinemiyoruz feryatları…

Dolaylı ve dolaysız toplanan vergilerin çok büyük kısmını omuzlayan bu çoğunluğa “şükür” telkin edilirken…

-Dün kasamızdan beş kuruş çıkmayacak denilerek yola çıkılan yap işletler, maalesef bugün bütçemizde birer karadeliğe dönüşmüştür.

-Dün IMF’ye faizle kredi veriyoruz derken bugün faiz lobisi, ahtapotun kolları gibi vergi gelirlerimizi midesinde sindirmektedir.

Bir ülkede asgari ücret “taban” olmaktan çıkıp ortalama ücret gibi işlemeye başladıysa, bunun adı adil ücret politikası değildir; düşük gelir rejimidir. Üretimin arttığı, büyümenin manşetlere taşındığı medyada… şu soru ortada duruyor: Bu büyüme kimlerin cebine, kimlerin sofrasına uğruyor?

İşin daha sarsıcı tarafı, vergi yükünün önemli kısmının düşük ve orta gelirli kesimlerin omuzlarında toplanmasıdır. Gelir artmadan vergi artıyorsa, vatandaşın payına “katkı” değil “katlanma” düşer. En temel ihtiyaçlar üzerinden alınan vergilere karşın elmas ve kristal gibi lüks tüketimlerin vergiden muaf tutulmasını anlamak mümkün mü? Ayrıca kazandığı halde ödemesi gereken vergiye af getirilmesi anlayışı nedeniyle de, vergi adaletinin ibresinde büyük sorun olduğunu düşünüyorum.

En tehlikelisi de yoksulluğun “normal”, hatta “fazilet” gibi sunulmasıdır. “Fakirlik büyük nimettir” türü telkinler; ekonomik bir analiz değil, politik bir örtüdür. Bu söylem, sorunu çözemeyenlerin çözüm yerine ahlaki nasihat dağıtma kolaycılığıdır. İnsanların emeğiyle geçinemediği bir düzende, “şükür” çağrısı toplumsal barış üretmez; toplumsal suskunluk üretir.

TÜİK’in bile enflasyon farkı, emeklilerimizin bayram ikramiyelerinden esirgenmiştir. Bizzat savaşın içinde olanların vatandaşlarından esirgemediğini, savaş gerekçesi olarak emeklilerden esirgenmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Aslında aşağıdaki tabloyu hür vicdanımızla sorgulamamızın yeterli olacağını sanıyorum.

Yıl 2003: Asgari ücret=225 TL çeyrek altın=33 TL

Asgari ücretin alım gücü: 6,8 çeyrek altın.

An itibariyle: Asgari Ücret=29.000 TL, çeyrek altın= 10.932 TL

Asgari ücretin alım gücü: 2,65 çeyrek altın.

An itibariyle asgari ücretlinin her ay 4,15 çeyrek altını nereye gidiyor???