BOP görevlileri olan butlancıları, tarihin çöplüğüne döktükten sonra dönmek üzere, baba ocağından ayrıldım. CHP‘nin bugün yaşadıklarının nedenleri ile ilgili tespitlerimi, tarihten ders almak adına paylaşmak istiyorum.

CHP, Atatürk’ün ebediyete intikalinden itibaren başlayan sistematik bir savrulma süreci yaşamıştır. Partinin ve ülkemizin kaderini belirleyen bu "kara delikleri" dürüstçe analiz etmeden tarihten ders almak mümkün değildir.

Sürecin ilk ve en büyük kırılma noktası, Ulu Önder Atatürk’ün vefatının hemen ardından İsmet İnönü’nün attığı kritik adımlardır.

Atatürk’ün tam bağımsızlıkçı kabinesinin tasfiye edilerek, yerlerine ABD mandacılarına yakın isimlerin getirilmesi, milli egemenliğimizin ilk büyük yarasını açmıştır.

Bu eksen kayması, 24 Şubat 1945’te ABD ile imzalanan ikili askeri antlaşmayla somutlaşmış ve Türkiye’nin tam bağımsız karar alma mekanizmaları, ABD emperyalizminin ipoteği altına girmiştir. Daha önceki yazılarımda detaylarını belirttiğim için burada tekrar etmek istemiyorum.

Ayrıca İnönü, Batı’nın baskılarına direnmek yerine, çok partili hayata geçiş ile Cumhuriyetimizin kaderini, devrimlerini henüz özümsememiş bir toplumun tercihine bırakarak, karşı devrimci odakların elini güçlendirmiştir. Bununla da yetinmemiş Ekmeleddin İhsanoğlu‘nun ruh ikizi Şemsettin Günaltay‘ı başbakan olarak atamıştır.

Büyük Ortadoğu Projesinin, ülkemizdeki ilk hamlesi olan 12 Eylül bölücü ve şeriatçı darbesi sonrası CHP‘nin başına gelen Deniz Baykal’ın, "parti küçük olsun ama benim olsun" anlayışı, CHP’yi halktan kopuk bir harem saltanatı merkezine dönüştürmüştür.

Ancak en büyük tahribat, 2012 yılında ‘Kılıçdaroğlu‘na Mektup‘ makalemde "muhalefet görünümlü BOP eşbaşkanı" olarak deşifre ettiğim, bugünkü bay butlanın döneminde yaşanmıştır. 13 yıllık bu ihanet süreci, Cumhuriyet değerlerinin içeriden kemirildiği, partinin asıl kimliğinden uzaklaştırıldığı en karanlık dönem olarak tarihe geçmiştir.

Bu yapısal çöküşün temelinde ise kişisel ikbal peşinde koşanlar kadar korkunç bir cehalet yatmaktadır. Partinin her kademesinden 4 yıl boyunca defalarca talep ettiğim ve eğitim sunumlarını bizzat hazırladığım; 1. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyetin Kuruluşu, Atatürk İlke ve Devrimleri ile Çok Partili Hayatın Yıkıcı Etkileri üzerine verilmesi gereken eğitimlerin her kademede zamansızlık nedeniyle reddedilmiş olması garip değil mi? Hem de 4 yılda Kurtuluş Savaşını verip, Cumhuriyetimizi kuran bir partide...

Bu eğitimlerden bihaber olanların partinin her kademesine yükselebilmesi, niteliksiz ve liyakatsiz kadrolaşmayı maalesef kural haline getirmiştir.
Son olarak, çarşaf liste yerine blok liste uygulamasının, partiyi kişisel kariyer ve ikbal peşinde koşanların tekeline hapsetmiştir. Tüm bu nedenlerle CHP bugün, kendi köklerini tanımayanların ve şahsi ikballerini memleketin önünde tutanların işgali altındadır.

Sn. Özgür Özelin, ülke genelinde il ve ilçe yönetiminin kurucularını belirlerken, Yeni Parti‘nin geleceğinden ikbal bekleyenlerden önce, bu işgalin nedenlerinin bilincinde olanlarla yürümesini önemsiyorum. Zaten Yeni Parti halkımızda karşılığını bulmuştur. İkbal bekleyenler ise ancak cürümü kadar yer yakarlar.