Bugün Cumhuriyetimizin Kuruluşu ile ilgili çok sayıda kutlama mesajları okuyacaksınız. Ancak, 11 Kasım 1938‘den beri, Cumhuriyetimizi bilimsel açıdan değerlendiren aşağıda yazdıklarımdan yine özenle sakınacaklarını düşünüyorum.

1923 yılı Cumhuriyetimizin ilanı savaş yorgunu, borç yükü altında ezilen ve eğitim seviyesi oldukça düşük bir toplumdan, on beş yıl gibi kısa bir sürede modern bir devlet inşa etmek, tarihin kaydettiği en büyük toplumsal mühendislik başarılarından biridir. Mustafa Kemal Atatürk liderliğindeki Cumhuriyet’in ilk 15 yılı; bilimi rehber edinen, sanayiyi bağımsızlığın temeli sayan ve toplumsal yaşamı çağdaş değerlerle ören bir şahlanış dönemidir.

BİLİM VE EĞİTİMDE DEVRİM

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" düsturu, bu dönemin eğitim politikasının merkezindeydi. 1933 Üniversite Reformu ile Darülfünun’un yerini modern İstanbul Üniversitesi’ne bırakması, Avrupa’dan davet edilen bilim insanlarının katkılarıyla yükseköğretimde altın bir çağın kapılarını araladı. Ankara’da kurulan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ile milli kimlik bilimsel bir temele oturtulurken, Köy Enstitülerine giden yolda atılan adımlarla eğitim, Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar taşındı.

TOPLUMSAL YAŞAMDA ZİHNİYET DEVRİMİ

Cumhuriyet, her şeyden önce tebaadan vatandaş yaratma projesiydi. Şapka ve Kıyafet devrimi ile dış görünüşte yakalanan modernleşme, Harf Devrimi ile bir eğitim seferberliğine dönüştü. Okuma yazma oranının bir gecede artırılması hedefi, sadece bir teknik değişiklik değil, halkın bilgiye ve dünyaya erişiminin önündeki engellerin kaldırılmasıydı. Türk kadınına tanınan seçme ve seçilme hakkı ise, toplumsal yaşamın en büyük devrimlerinden biri olarak, Türkiye’yi o dönemdeki pek çok Batılı ülkeden daha ileri bir demokrasi seviyesine taşıdı. Soyadı Kanunu ile imtiyazsız, sınıfsız ve kaynaşmış bir kitle olma ideali perçinlendi.

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK VE SANAYİLEŞME HAMLESİ

Siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla taçlanması gerektiğine inanan Cumhuriyet kadroları, 1923 İzmir İktisat Kongresi ile yerli üretimi teşvik eden bir yol haritası çizdi. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı’na rağmen uygulanan "Devletçilik" ilkesiyle, özel sektörün yetmediği noktalarda devlet bizzat elini taşın altına koydu. Sümerbank ve Etibank gibi kurumların öncülüğünde; Nazilli Basma Fabrikası’ndan Kayseri Uçak Fabrikası’na, Şeker fabrikalarından kağıt ve şişe-cam tesislerine kadar devasa bir sanayi ağı örüldü. On beş yılda demiryolları "demir ağlarla" örülürken, yerli üretimle dışa bağımlılık asgari düzeye indirildi.

CUMHURİYETİMİZİN MİRASYEDİSİ Mİ?

1923-1938 yılları arasındaki bu muazzam dönüşüm, sadece fabrikalar kurmakla sınırlı kalmamış, bir milletin özgüvenini yeniden inşa etmiştir. Cumhuriyet’in ilk 15 yılı; imkansızlıklar içinde imkan yaratmanın, bilimi pusula yapmanın ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma azminin somut bir kanıtıdır. Bugün sahip olduğumuz pek çok kazanımın temeli olan bu dönem, sadece geçmişimizin bir parçası değil, geleceğimize ışık tutan en güçlü meşale olmalıydı diye düşünüyorum.