Daha önceki yazılarımda evrenin oluşumu yerine, evrenin dönüşümlerini düşünmemizi önermiştim. Bu yazımda önerimi biraz daha detaylandırmak istiyorum.

Evreni anlamaya çalışırken çoğu zaman tek bir soruya odaklanıyoruz: “Evren nasıl oluştu?” Oysa belki de soruyu değiştirmek gerekir. Evrenin başlangıcından çok, geçirdiği ve geçirmekte olduğu dönüşümlere odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum.

Makro ölçekte evrenin büyük mimarı kütle çekimidir. Yıldızları gaz bulutlarından doğuran, gezegenleri yörüngelerinde tutan, galaksileri bir arada toplayan da odur; yıldızların çöküşünü ve en büyük kozmik patlamaları hazırlayan da...
Bugüne dek çok sayıda yıldız patlamasını gözlemledik. Nova ve süpernova olayları, yıldızların yaşam döngülerinin ne kadar dinamik ve şiddetli olabileceğini gösteriyor. Bu olaylar yalnızca gökyüzünü aydınlatmakla kalmaz; yaşamın temel malzemeleri olan ağır elementlerin uzaya saçılmasına da yol açar.

Fakat gözlemlenebilir evrenin sınırları içinde, nötron yıldızlarının ya da kara deliklerin “doyuma ulaşıp patladığı” bir olaya henüz tanıklık etmiş değiliz. Karanlık maddenin büyük ölçekli kümelerinin benzer bir dönüşüm geçirdiğine ilişkin doğrudan bir gözlem de bulunmuyor. Ancak bu tür olayları görmemiş olmamız, onların hiçbir zaman gerçekleşmediği anlamına gelmez. Kozmik uzaklıklarda meydana gelen bir olayın ışığı bize binlerce, milyonlarca, hatta milyarlarca yıl sonra ulaşabildiği hepimizin malumudur.

Acaba bugün “Büyük Patlama” diye adlandırdığımız olay, doyuma ulaşmış bir nötron yıldızının, kara deliğin ya da karanlık madde yapılarının, farklı fizik koşullarında yeni bir kozmik faza geçmesi olabilir mi?
Bu arada bu tür gökcisimlerinin doyuma ulaşarak patlamasının nedeni olarak başta kuarklar olmak üzere leptonların ve bozonların kütle çekimi nedeniyle plazma haline gelmesi olduğunu düşünüyorum.Çünkü, çok yüksek enerjili koşullarda maddenin plazma benzeri fazlara geçmesi, parçacıkların ve kuvvetlerin bugünkünden farklı biçimlerde davranması mümkündür.

Elbette mevcut kozmoloji, Büyük Patlamayı çok sıcak ve yoğun bir başlangıç durumundan genişlemesi olarak açıklar. Bu yaklaşım; kozmik mikrodalga arka plan ışıması, galaksilerin uzaklaşması ve evrendeki hafif element oranları gibi güçlü gözlemlerle desteklenmektedir. Bu nedenle “kara delik patlaması Büyük Patlama’dır” düşüncesi bugün için sınanması gereken bir varsayımdır.

Belki evren tek seferlik bir “oluşum” değil; birbirini izleyen dönüşümlerin, çöküşlerin, genişlemelerin ve yeni fiziksel fazların çok daha büyük bir döngüsüdür.

Kesin olan şu: Evrene yalnızca “nasıl başladı?” diye değil, “hangi dönüşümlerden geçiyor ve hangi dönüşümlere gebedir?” diye de bakmak, düşünce ufkumuzu genişletir. Bilimsel cevaplar gözlem ve deney ister; fakat yeni gözlemlerin yolu çoğu zaman önce cesur sorulardan geçer.