Siyaset, en yalın tanımıyla topluma hizmet etme ve bir ideal uğruna sorumluluk alma sanatıdır. Ancak son dönemde ülkemiz siyaset sahnesinde tanık olduğumuz manzaralar, bu tanımın çok uzağında, etik değerlerin hızla aşındığı bir "pazar yerine" dönüştüğümüzü gösteriyor.
Bugün gelinen noktada, ideolojilerin, dünya görüşlerinin ve seçmene verilen sözlerin yerini; şahsi ikbal hesapları ve zıt kutuplar arasında gerçekleşen siyasi transferler almış durumda.
Bir siyasetçinin pusulası, her şeyden önce ilkeli ve dürüst bir kişilik olmalıdır. İdeoloji, bir yol haritasıdır; ancak o yolu yürüyecek olan karakterin sağlamlığı, haritanın kendisinden çok daha hayatidir. Ne yazık ki, sabah savunduğu değerleri akşam bir kenara itip, dün "kara" dediğine bugün "ak" diyerek rakip saflara geçen milletvekilleri, belediye başkanları ve meclis üyeleri, siyaset kurumuna olan güveni temelinden sarsmaktadır. Bu kontrolsüz geçişkenlik, artık siyaseti demokratik bir yarış olmaktan çıkarıp, tiksindirici bir "çıkar ilişkileri yumağına" dönüştürmüştür.
Seçmen, sandığa gittiğinde sadece bir isme değil, o ismin temsil ettiği değerler bütününe ve vaatlerine oy verir. Seçmenin iradesini cebine koyup, taban tabana zıt bir siyasi oluşuma taşınmak, sadece siyasi bir tercih değil, aynı zamanda milli iradeye karşı yapılmış bir hürmetsizliktir. "Siyasi manevra" kılıfı altında meşrulaştırılmaya çalışılan bu omurgasızlık, toplumsal ahlakın da yozlaşmasına çanak tutmaktadır.
Gelişmiş ve medeni toplumlara baktığımızda, benzeri bir tablonun binde birini bile görmek neredeyse imkansızdır. Batı demokrasilerinde bir siyasetçinin, temel ilkeleriyle çelişen böylesine keskin bir saf değiştirmesi, o kişinin siyasi kariyerinin anında sonlanması anlamına gelir. Orada siyaset, bir itibar müessesesidir; ilkesizlik ise en büyük itibar kaybıdır. Bizde ise bu durumun sıradanlaşması, hatta bir "strateji" olarak pazarlanması, siyasetimizin ne denli derin bir kokuşmuşluk içinde olduğunun en somut göstergesidir.
En az kayyumculardan ve butlancılardan arınmak kadar siyasi ikbal pazarlığı yapanlardan da arınmak elzemdir. Eğer bu "transfer borsası" ve ilkesizlik hali devam ederse, toplumun siyaset kurumuna duyduğu inanç tamamen yok olacak ve geriye sadece çıkar gruplarının yönettiği içi boşaltılmış bir sistem kalacaktır.

