Kapaklı’da bir meclis toplantısı daha geride kaldı… Ama bu kez konuşulan ne bir proje, ne bir yatırım, ne de vatandaşın derdine çözüm olacak bir karar oldu. Gündeme damga vuran şey, basit gibi görünen ama aslında çok daha derin bir sorunu açığa çıkaran bir “isim yazma” meselesiydi.
Kapaklı Belediye Meclisi Nisan Ayı Olağan Toplantısı’nda bir meclis üyesinin aynı hatayı iki kez tekrarlaması tepki çekti. Üstelik bu hata, “bir anlık dalgınlık” diye geçiştirilecek türden değildi. Neredeyse her ay bir araya gelen meclis üyelerinin, birbirinin soyadını hatta ismini bile yanlış yazması, o koltuklarda kimin oturduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Koskoca LED ekranda “Rafet Öztürk” yazarken, ısrarla “Ruhi Öztürk” yazan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Dahası, “Ekranda isimler yazıyor, bakıp doğru yazabilirsiniz” uyarısına rağmen aynı hatanın tekrar edilmesi artık basit bir yanlış değil; ya bilinçli bir ciddiyetsizliktir ya da vahim bir yetersizliktir.
İşin daha çarpıcı tarafı ise bu tabloya içeriden gelen itiraf niteliğindeki sözler. AK Parti Kapaklı Belediye Meclis Üyesi Barış Özek’in, “Eğitim seviyesi düşük meclis üyeleri ile çalışıyoruz” çıkışı, aslında yaşanan durumun kısa ve net bir özetidir. Bu söz, bir eleştiriden öte, meclisin niteliğine dair açık bir alarmdır. Bu utanç hepimizindir.
Kapaklı Belediye Başkanı Mustafa Çetin’in dahi bu hatadan dolayı meclisin gereksiz yere uzadığını belirtmesi ve ilgili kişiyle görüşmek istemesi, olayın ciddiyetini ortaya koyuyor.
Daha da düşündürücü olan ise şu: Bu hatayı yapan kişinin çıkıp sorumluluk almayacağı neredeyse kesin. Hal böyle olunca akıllara gelen ihtimaller de bir o kadar rahatsız edici oluyor. Ya gerçekten okuma-yazma konusunda ciddi bir eksiklik var ya da meclisin bu tür basit meselelerle meşgul edilmesi birilerinin hoşuna gidiyor.
Ve asıl sorulması gereken sorular burada başlıyor:
Bu kişiler nasıl aday yapıldı?
Nasıl meclis üyesi oldular?
Meclis üyeleri neye göre belirleniyor?
Parası olan mı bu koltuklara oturuyor?
Yoksa sadece başkan adayına oy getirecek isimler mi tercih ediliyor?
Liyakat, eğitim, donanım… Bunlar gerçekten hiç mi sorgulanmıyor?
Unutulmaması gereken bir gerçek var: Meclis üyeliği, el kaldırıp indirmekten ibaret değildir. Her üyenin konuşma zorunluluğu olmayabilir ama her üyenin sorumluluğu vardır. O sorumluluk, temsil ettiği halkın hakkını korumaktır.
Ancak görüyoruz ki bazı meclis üyeleri, meclise geldiği günden beri tek bir cümle kurmadan, sadece el kaldırıp indirerek görev yaptığını sanıyor. Yanında oturan kişinin soyadını dahi bilmeyen bir anlayışın, milyonluk bütçeleri ve kenti ilgilendiren kararları sağlıklı şekilde değerlendirmesi mümkün mü?
Bugün “Ruhi Öztürk” meselesi belki küçük bir hata gibi görülebilir. Ama aslında bu olay, Kapaklı Belediye Meclisi’nin içinde bulunduğu ciddiyet sorununu tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Ve ne yazık ki asıl sorun, bir ismin yanlış yazılması değil…
O ismi doğru yazamayacak meclis üyesinin o koltukta oturuyor olmasıdır.

