Bir milletin gücü yalnızca sahip olduğu doğal kaynaklarla değil, nesiller boyunca emek vererek oluşturduğu stratejik varlıklarla da ölçülür. Boğaz köprüleri ve otoyollarımız, Cumhuriyetimizin kalkınma hamlelerinin, milletimizin ödediği vergilerin ve ülkemizin mühendislik birikiminin somut eserleridir. Bu nedenle söz konusu yatırımlara yalnızca ekonomik birer işletme gözüyle bakmak, onların taşıdığı milli değeri görmezden gelmek anlamına gelir.
Satışa çıkarılan iki boğaz köprüsünün yıllık yaklaşık 184 milyon 173 bin dolar gelir elde ettiği ve net kâr oranının yüzde 96,75 seviyesinde bulunduğu ifade edilmektedir. Bu rakamlar, köprülerimizin sıradan bir yatırım değil, sürekli gelir üreten stratejik milli varlıklar olduğunu göstermektedir. Böylesine yüksek kârlılığa sahip tesislerin elden çıkarılması, bugün için bütçeye geçici bir kaynak sağlayabilir; ancak yarın milletimizin ortak gelirinden vazgeçilmesi anlamına da gelir. Ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğümüzün çalışanlarının, tüm taşınır ve taşınmazlarınında akibetleri soru işaretleri içerecektir.
Daha düşündürücü olan ise bu köprülerin ve otoyolların inşa sürecidir. Bu eserler herhangi bir şirketin sermayesiyle değil, milletimizin alın teriyle, ödediği vergilerle ve devletimizin planlamasıyla hayata geçirilmiştir. Bugün milyonlarca vatandaşın kullandığı bu altyapı yatırımları, yalnızca beton ve çelikten ibaret değildir; onlar aynı zamanda milletimizin ortak mülküdür.
Özelleştirme sonrasında yeni işletmecilerin önceliğinin kamu yararından çok kâr olacağı açıktır. Satın alma maliyetlerini karşılamak ve daha fazla kazanç elde etmek amacıyla uygulanacak ücret politikalarının vatandaşın cebine ek yük getirmesi kaçınılmaz görünmektedir. Dün milletin olan bir köprüden geçerken ödediğimiz ücret ile yarın özel işletmelerin belirleyeceği ücretler arasında ciddi farklar oluşması ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Son yıllarda özelleştirilen bazı altyapı hizmetlerinde yaşanan tartışmalar da hafızalardaki yerini korumaktadır. Özellikle bakım ve yatırım eksikliklerinin yol açtığı sorunlar, kamu hizmetlerinin yalnızca kârlılık hesabıyla yönetilmesinin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini göstermiştir. Bu nedenle köprülerimizin ve otoyollarımızın gelecekte aynı kalite ve güvenlikle hizmet verip veremeyeceği konusunda vatandaşların endişe duyması son derece doğaldır.
Atatürk'ün ekonomik bağımsızlığa verdiği önem bugün de yol göstericidir. Siyasi bağımsızlığın teminatlarından biri ekonomik bağımsızlıktır. Ekonomik bağımsızlığın temel şartlarından biri ise stratejik ve yüksek gelir üreten milli varlıkların milletin denetiminde kalmasıdır. Çünkü bağımsızlık sınırları korumak kadar, milletin ortak servetine sahip çıkmak da önemlidir.
Köprüler ve otoyollar sadece bir ulaşım ağı değildir. Onlar, bu ülkenin birikiminin, emeğinin ve geleceğinin sembolleridir. Bu nedenle mesele bir satış işleminin çok ötesindedir. Mesele, milletin malının kim tarafından ve hangi anlayışla yönetileceği meselesidir.
Bugün verilmesi gereken karar şudur: Geçici gelirler uğruna geleceğin sürekli gelir kaynaklarından vazgeçmek mi, yoksa milletin alın teriyle oluşturduğu stratejik varlıkları gelecek nesillere güçlü bir miras olarak bırakmak mı?

