Merhaba değerli okur,
Kapaklı Kent Konseyi seçimlerinde yaşanan talihsiz olayları, birçok vatandaşımız gibi ben de üzülerek takip ettim.
Ancak yaşananları yalnızca seçim salonunda çıkan bir kavga olarak değerlendirip geçemeyiz.
Çünkü bu seçimde gerginliğin ayak sesleri günler öncesinden duyuluyordu.
Seçim takviminin açıklanmasının ardından delege listeleri, seçim yöntemi ve sürecin işleyişi konusunda adayların çeşitli itirazları kamuoyuna yansıdı. Adaylar açıklamalar yaptı, tartışmalar yaşandı, çağrılar yapıldı. Yani ortada bir sorun olduğu seçim günü ortaya çıkmış değildi.
20 Eylül günü yapılan genel kurulda ise ilk tur oylamasının ardından yapılan itiraz tartışmaya, tartışma da kavgaya dönüştü. Polis ekipleri ve araya giren vatandaşlar tarafları güçlükle ayırdı. Seçimin ikinci turu da yaşanan olayların ardından ertelendi.
Ben şimdi buradan çok açık soruyorum:
Kapaklı’da Kaymakam var mı?
Kapaklı’da Belediye Başkanı var mı?
Bu ilçenin yöneticileri sadece makamlarında oturmak, protokol programlarına katılmak, açılış yapmak için mi var?
O gün salonda daha kötü şeyler yaşanabilirdi.
Allah korusun, insanların ciddi şekilde yaralandığı veya telafisi mümkün olmayan bir olay yaşansaydı bunun hesabını kim verecekti?
O zaman çıkıp Kapaklı kamuoyuna ne diyecektiniz?
“Biz bilmiyorduk” mu diyecektiniz?
Oysa günlerdir tartışmalar kamuoyunun gözü önünde yaşanıyordu.
Üstelik bu sorunların hem Belediye Başkanı’na hem de Kaymakamlık makamına iletildiğinin taraflarca dile getirildiğini biliyoruz.
Böyle bir ortamda yöneticilik, olay çıktıktan sonra gelişmeleri takip etmek değildir.
Yöneticilik, olay çıkmadan önce tedbir almaktır.
Gerekirse adayları çağırıp aynı masada buluşturmaktır.
Gerekirse emniyet tedbirlerini artırmaktır.
Gerekirse seçim sürecinin sağlıklı ilerleyip ilerlemediğini takip etmektir.
Çünkü yöneticilik biraz da kriz çıkmadan krizi görebilmektir.
Kapaklı gerçekten çok talihsiz bir dönemden geçiyor.
İlçedeki en üst mülki idare makamında Kaymakam Bey var. Yerel yönetimin başında ise halkın oylarıyla seçilmiş Belediye Başkanı var.
Ancak maalesef Kent Konseyi seçimlerinde yaşanan süreçte her iki makamın da üzerine düşen sorumluluğu yeterince yerine getirip getirmediğini sorgulamak zorundayız.
Bu seçim bize bunu bir kez daha düşündürdü.
Kamuoyunda Belediye Başkanı'nın yeniden aday olmayacağı için ilçedeki bazı meselelere eskisi kadar ağırlık vermediğini söyleyenler var.
Yine Kaymakam Bey'in de ülkenin mevcut siyasi ve idari ortamı nedeniyle tartışmalı konulara mümkün olduğunca müdahil olmamayı tercih ettiğini düşünen vatandaşlar var.
Bunlar kamuoyunda konuşulan değerlendirmelerdir.
Doğru olup olmadığını elbette kendileri bilir.
Ancak vatandaşın gördüğü bir gerçek var:
Kapaklı’nın sorunları kendiliğinden çözülmüyor.
Vatandaş Belediye Başkanı’na neden yetki veriyor?
Bu şehirde sorunlara müdahale etsin, çözüm üretsin, gerektiğinde sorumluluk alsın diye.
Devlet neden bir ilçeye kaymakam atıyor?
Kamu kurumları arasında koordinasyonu sağlasın, kamu düzenini ve huzuru korusun, devletin otoritesini ve çözüm iradesini temsil etsin diye.
Peki bütün bunlara rağmen günlerdir büyüyen bir tartışma varsa ve sonunda insanlar birbirine giriyorsa, yöneticilerimize “Siz bu süreçte ne yaptınız?” diye sormayacak mıyız?
Soracağız.
Gazeteci olarak da soracağız, bu ilçede yaşayan bir vatandaş olarak da soracağız.
Çünkü bugün Kent Konseyi seçiminde yaşananlara sessiz kalırsak yarın daha büyük bir olay yaşandığında söyleyecek sözümüz kalmaz.
Buradan hem Kapaklı Kaymakamı’na hem de Kapaklı Belediye Başkanı’na sesleniyorum:
Sizi sorumlu davranmaya ve görevinizin gereğini yerine getirmeye davet ediyorum.
Kapaklı’nın sorunlarına seyirci kalmayın.
İnsanların birbirine düşmesini beklemeyin.
Sorun büyüdükten sonra değil, büyümeden önce müdahale edin.
Bu şehir sizden bunu bekliyor.
Görev yapmak sadece makam koltuğunda oturmak değildir.
Görev yapmak sorumluluk almaktır.
Görev yapmak gerektiğinde elini taşın altına koymaktır.
Görev yapmak sorunla karşılaşınca başka tarafa bakmamaktır.
Ve artık şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Ya görevlerinizi layıkıyla yapın ya da bu görevleri yapacak olanlara bırakın.
Çünkü bu memleket ne kaymakamsız kalır ne de belediye başkansız.
Makamlar gelip geçicidir.
Asıl olan Kapaklı’dır.
Asıl olan burada yaşayan yaklaşık yüz binlerce insanın huzuru, güvenliği ve geleceğidir.
Hiç kimse bulunduğu makamı Kapaklı’dan daha büyük görmemelidir.
11 Ekim’de Kent Konseyi seçiminin ikinci turunun yapılacağı açıklandı.
Şimdi herkesin önünde ikinci bir sınav var.
Aynı görüntülerin tekrar yaşanmaması için bugünden gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor.
Çünkü bundan sonra hiç kimsenin “Böyle olacağını tahmin etmiyorduk” deme lüksü yok.
20 Eylül’de yaşananlar herkese yeterince açık bir uyarı olmuştur.
Bir kez daha soruyorum:
Kapaklı’da Kaymakam, Belediye Başkanı var mı?
Varsa şimdi sorumluluk alma zamanı.

