Değerli okurlar, geç kalınmış her şey artık önemini ve değerini kaybetmiş olur. Bu nedenle haftaya pazartesi için düşündüğüm yazımı, kısa zamanda muhtemel yaşayacaklarımızdan dolayı bugün paylaşmayı zaruri gördüm.
Günümüz siyaseti , artık sadece fikirlerin ve halka hizmet yarışının değil, küresel güç odaklarının stratejik hamlelerinin de bir alanı haline gelmiştir. En tehlikeli tezahürü; partisinin köklü kültürünü, tarihsel mirasını ve temel ideolojisini zerre miktar benimsemediği halde, okyanus ötesi emperyal güçlerin parti içine monte edilen "parlatılmış" figürlerdir. Bu "Truva Atı" siyasetçileri, partinin içten içe kemirilmesi operasyonunun en önemli aktörleridir.
Emperyal güçlerin medya aparatları ve sosyal medya trolleri tarafından suni olarak parlatılan bu isimlerin, partiye ve ülkeye vereceği zararlar tahmin edilenden çok daha derindir.
Partiler, belirli bir dünya görüşü ve taban hassasiyeti üzerine inşa edilir. Dışarıdan enjekte edilen bu figürler, partinin temel ilkelerini "çağdışı" veya "marjinal" olarak nitelendirerek, partiyi ideolojik bir boşluğa sürükler. Bu durum, partinin gerçek kimliğini yok ederek onu küresel çıkarların hizmetinde bir "proje aparatına" dönüştürür.
Yıllarını bu davaya vermiş, partinin tozunu yutmuş cefakar taban, bu yapay popülariteyle dayatılan isimleri bünyesine kabul etmekte zorlanır. "Medya kahramanları" ile partinin gerçek sahipleri arasındaki makas açıldıkça, teşkilatlarda bir küskünlük ve aidiyet krizi baş gösterir. Tabanın heyecanı söndüğünde, parti sadece profesyonel danışmanların yönettiği ruhsuz bir reklam ajansına dönüşür.
Bu siyasetçi tipi, gücünü halktan veya parti üyelerinden değil, kendisini parlatan dış odaktan alır. Dolayısıyla, kritik karar anlarında milletin veya partinin menfaatini değil, kendisini vitrine koyan "efendilerinin" ajandasını uygular. Bu, partinin bağımsız politika üretme kabiliyetinin felç edilmesi demektir.
Partiyi bir amaç değil, kendi küresel kariyer basamakları için bir araç olarak görürler. Olası bir kriz anında partiyi ilk terk edecek olanlar, yine bu "ithal" kahramanlardır.
Bay Kemal‘in CHP‘de ki Truva Atı olup olmadığını merek edenler için, gazetenizde yayımlanan ‘Bay Kemal‘in Dikkatine ve Mutlak Butlanın Perde Arkası‘ yazılarıma bakması sanırım yeterli olur. Ayrıca, Truva Atı içinde olanları anlamak da sanırım hiç zor değil.
1-Tüm bu yaşananlara sessiz kalanlar,
2-Partinin birlik ve beraberliği mealinde paylaşım yapanlar mutlak butlanın gizli trolleridir.
Bu arada yıllarını ve tüm birikimlerini partisi için harcamış amatör ruhlu partilileri partilerinden uzaklaştırmak için, bay Kemal‘in icazetiyle partiye il, ilçe başkanı olarak gelecek olanlara tavsiyem... Sakın ha bar ve pavyon fedailerinize güvenmeyin. Ayrıca güzide Emniyet teşkilatımızı da İstanbul İl Başkanlığı ve Genel Merkez‘de yasaların verdiği zorunlu yetkilerini kullanmak zorunda bırakmayın. Çünkü o yetkisini kullanan emniyet teşkilatımızın, en az direnmek zorunda kalanlar kadar vicdanen acı çektiklerinden eminim.
Unutulmamalıdır ki, başkasının üflediği rüzgarla yelken açanlar, menzile değil, sadece rüzgarın sahibinin istediği kıyıya ulaşırlar.

