Siyasi partiler, toplumun beklenti ve değerlerini yansıtma görevini üstlenmiş önemli kurumlardır. Maalesef zamanla partilere kimi zaman uluslararası projeler kapsamında yapılan montajlar ile, kimi zaman partilerin oy potansiyelini şirket sermayesi gibi gören tiplerin eklenmesi nedeniyle partilerde sapmalar ve kan kaybı yaşanması kaçınılmaz olmaktadır.

Örneğin, Büyük Ortadoğu Projesinin hedefine ulaşması için, uluslararası operasyonla Bay Kemal‘in genel başkanlığa montajı gerçekleştirilmiştir. Muhalefet görünümüyle partisinin ilkelerinden sapmasını sağlamakla kalmamış, parti teşkilatlarının karanlık tiplere açılmasının önünü de açmıştır. Hala mutlak butlan kararını beklemekte, bay Gürsel gibi partisinin genel merkezini tahrip etme pahasına sarayların merdivenlerine mermer olmaya devam etmektedir.

Bazı tipler ise, partilerinin ilkelerinden çok oy potansiyellerini adeta sermaye olarak görenlerdir. Bu sermaye ile meclis üyeliği, belediye başkanlığı veya milletvekilliği beklentisi içinde olanlardır. Partisinin geleceğinden daha çok bu beklentilerinin gerçekleşmesi öncelikleridir. Bu uğurda partilerini yıpratmaktan çekinmeyecekleri gibi, paranın ve makamların sıcak yüzlerini gördüklerinde, veya hatalarının bedelleri karşısında rahatlıkla partilerinden topuklayan tiplerdir.

Bazı tipler ise, parti mutlak kontrolümde olmalı diyen tiplerdir. Bu tipler, parti amaç ve ilkeleri ile çatışmasa da, parti kadrolarının kendilerine biat edenlerden oluşması temel hedefleridir. Bu nedenle genellikle partiye gönül vermiş ancak yönetimdeki yanlışları sorgulayamayan kadrolarla çalışırlar.

Bu tiplerin en büyük korkusu,

- Parti tabanının eğitilmesi,

- Danışma kurulları gibi geniş katılımlı toplantılardır. Çünkü bu tipler için, ilkeli ve bilinçli parti tabanı ile birlikte olmanın bedeli olarak hataları ve sevapları ile sorgulanacaklarını bilmektedirler. Bu nedenle kendilerine gelen parti ilkeleri ve amaçları doğrultusundaki tüm önerilere kapalı oldukları gibi, yanıt vermekten de aciz ve hadsiz davranış içinde olurlar.

Tüm bu tiplere karşın partisine gerçekten gönülden bağlı tiplerde var.

Sıcak, soğuk demeden partisinin bayrağını, afişlerini hep yukarıya, daha yukarıya taşımak için çırpınan kadın ve gençlik kollarını, baba ocağını hep tüttürenleri gördükçe, tüm hadsiz davranışlar karşısında dahi partisine küsemeyenler...

“Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.” Bu anlamda siyaset arenasında yer alan herkesin, kendi siyasi tipini ve biat ettikleri siyasi tipleri ciddi şekilde sorgulaması gerektiğini düşünüyorum.