Mutluluk nedir, sorusunun cevabı, kişi, beklenti ve sahip olunanlar kadar olunamayanlarla da bağlantılı. Savaşın içindeki için barış, hasta için şifa, aşık için vuslattır mutluluk. Dermansız hastalıklara müptela olmuş bir insan acılar içinde kıvranırken bir yudum uykuya hasret gözlerin vuslatıdır mutluluk, ya da Afrika'da susuzluktan çatlayan dudakların çamurlu da olsa suyla buluşmasıdır. Mutluluk yıldızların ve maviliklerin yerini alan bombaların gökyüzünde eksik olduğu bir güne kavuşma ümidini kaybetmemektir mesela ya da gökyüzünden şarapnel yerine yağan yağmurun serinliğinin insan teniyle buluşmasıdır. Kimi için olmayana, ulaşılmayana ve uzaktakine kavuşmakken kimi için zenginlik içinde özleyebileceği bir şeyler olmasıdır. Pandemide özgürce sokaklarda maskesiz dolaşacağı günlere olan özlem ve kavuşma ümidi iken üniversite öğrencileri için vize ve final sınavlarından istenen neticenin alınmasıdır mutluluk. Ne bileyim işte belli bir tanımı yok mutluluğun. Kimisi mis gibi kokan susamlı bir simide eşlik eden tavşan kanı bir çayla mutlu olurken kimisi tek taş, üç taş, beş taş diye sıralanan parlak hayallerde bulur mutluluğu. Anlayacağınız mutluluk dünyadaki insan, dert, vuslat hayali, deva, şifa gibi unsurlara bağlı olarak farklı zaman, mekan ve şahıslara bağlı olarak tanımlanabilecek bir kavram. Benim içinse dilimden dökülemeyen duygu, düşünce ve hayallerin kalemin ucundan beyaz sayfalara nakşolan mürekkebin kağıt üzerinde bıraktığıdır mutluluk. Mutluluk bazen doğum hasreti bazense ölüm hasretidir, insanların bir ömür peşinde koştuğu ve genellikle yakalamakta ve sımsıkı kavramakta zorlandığı. 
   

Bazen mutluluğu aramaktır mutluluk; peşinden koşup yakalamaya çalışmak, birgün yakalama ümidinin kanatlarına tutunup yarınları adımlamaktır pervasızca. Vuslat değildir bazıları için sadece aramak, ararken yol almaktır acılar denizinin kan revan dalgaları arasında çırpınarak. Acı çektikçe mutludur aşıklar. Leyla Mecnun'a ben geldim, işte burdayım dediğinde: "Leyla, Leyla derken Mevla'yı buldum" diyen Mecnun'un aşk evrenindeki seyr ü sülukudur mutluluk. Mutluluk acı çekmektir vesselam. 

    Yar için, yaran için, vatan için candan geçip şehadet aşkıyla gazadan gazaya koşup dağlarda basmadık toprak ve taş bırakmayan mehmetçiğin asil duruşudur mutluluk. Başı dik, alnı ak bayrak nöbeti beklerken bayraklaşanların hayaliyle demlenen yüzlerde ve bir çift gözde peyda olan gururlu ve onurlu bir tebessümdür mutluluk. Mutluluk yazılan kitabın son cümlesi, çizilen resmin son çizgisi, bestelenen duyguların son notasıdır bazen. Gecenin sabaha, nehirlerin okyanusa okun hedefe varmasıdır. Mücadeledir, alınteridir, gözyaşıyla yoğrulmuş acıların şafağından sökün eden aydınlıktır mutluluk. 

    Bazen yağmurlu bir günde buğulanan cama çizilen resimlere sevgi ve özlemle yoldaş olan satırlarda peyda olur bazen hiçlik duygusunun sarıp sarmaladığı ruhların gezindiği dünyada varolmanın verdiği hazdır mutluluk. Bazense her şeye sahip olmanın ve her şeyi denemiş yaşamış olmanın verdiği bıkkınlık ve buhran içinde en bilinmez olana doğru yelken açıp bir ilaç bir silah ya da bir jiletle terki diyar edip ölümün sınırlarına dahil olmaktır kimileri için. Öyleki dünya edebiyatında, tarihte, gazete ve televizyon haberlerinde şahit olduğumuz ve olabileceğimiz sıradan bir hal almış bir şeydir bu durum. Yani mutluluk binbir çeşit diyarlarda binbir çeşit insanda açan binbir çeşit kokuya sahip bir çiçek gibidir. Herkes kendine hitap eden zamanlardaki diyarlarda kendi kokusunun peşinde mutluluğu aramakta ve yaşamaktadır. 

Dr. Hüseyin KABA / Özbekistan