Eyüp Sözdinler, Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan sanayi sektörünün son yılların en zor dönemlerinden birinden geçtiğini belirterek, sahada üretim yapan sanayicilerin ortak görüşünü şu sözlerle özetledi: “Talep zayıf, maliyetler yüksek, belirsizlik fazla.”

İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı Türkiye İmalat PMI verilerine dikkat çeken Sözdinler, ocak ayında 48,1 olan endeksin şubat ayında 49,3’e yükselmesine rağmen hâlâ kritik eşik olan 50’nin altında kaldığını ve bunun imalat sanayinde daralma sinyali verdiğini vurguladı. Bu verilerin, 2024’ün bahar aylarından itibaren süregelen zayıf seyrin henüz kırılmadığını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

Sanayicinin karşı karşıya olduğu sorunların çok katmanlı olduğuna dikkat çeken Sözdinler, finansmana erişimin zorlaştığını, kredi maliyetlerinin yüksek seviyelerde seyrettiğini ve iç talebin sıkı para politikaları nedeniyle sınırlı kaldığını belirtti. Avrupa başta olmak üzere ana ihracat pazarlarında yaşanan ekonomik durgunluğun da siparişleri olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Nefes Kredisi başlamadan bitti mi ?
Nefes Kredisi başlamadan bitti mi ?
İçeriği Görüntüle

İhracatın, Türk sanayisi için sadece büyümenin değil aynı zamanda döviz kazancı ve sürdürülebilir üretimin temel unsuru olduğunu vurgulayan Sözdinler, küresel ekonomilerdeki yavaşlamanın yeni siparişlerin artış hızını düşürdüğünü ifade etti.

Sanayicinin en büyük sorunlarından birinin de maliyet baskıları olduğunu belirten Sözdinler, enerji fiyatları, işçilik giderleri ve finansman maliyetlerindeki artışın üretim planlarını zorlaştırdığını söyledi. Artık rekabetin yalnızca kalite ve verimlilikle değil, aynı zamanda maliyet yönetimiyle de belirlendiğini vurguladı.

Öte yandan küresel jeopolitik gelişmelerin riskleri artırdığına dikkat çeken Sözdinler, Orta Doğu’da yükselen tansiyon, İran ile ABD-İsrail hattında yaşanan gerilim ve çatışmaların enerji fiyatlarından lojistiğe kadar birçok alanda yeni belirsizlikler doğurduğunu ifade etti. Zaten kırılgan olan küresel ticaret ortamında bu gelişmelerin üretim ve ihracat yapan ülkeler için ek risk anlamına geldiğini belirtti.

Sanayicinin en temel beklentisinin “öngörülebilirlik” olduğunu vurgulayan Sözdinler, yatırım kararlarının alınabilmesi, üretim planlarının yapılabilmesi ve ihracat stratejilerinin geliştirilebilmesi için ekonomik politikaların daha net bir perspektif sunması gerektiğini ifade etti. Sanayinin uzun vadeli düşünmek zorunda olan bir sektör olduğunu belirterek, fabrikaların günü kurtarmak için değil, yılları planlayarak ayakta kaldığını dile getirdi.

Türkiye’nin güçlü bir üretim altyapısına, deneyimli sanayicilere ve önemli bir ihracat potansiyeline sahip olduğunu belirten Sözdinler, bu potansiyelin hayata geçebilmesi için belirsizliklerin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.

Sözdinler, yazısını şu ifadelerle tamamladı:

“Unutmayalım ki güçlü sanayi demek; güçlü ekonomi, güçlü ihracat ve güçlü Türkiye demektir. Zor bir dönemden geçiyoruz. Ama doğru politikalar, doğru öncelikler ve üretime verilen güçlü destekle sanayimizin bu sınavı da aşacağına inanıyoruz.”