Önergede, Türkiye haritalanmış 485 diri fay ile toprakları üzerinde dünyanın en fazla diri fayına sahip bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çeken Avşar, konut stokunun yüksek riskli olduğundan ve bunun bir sonucu olarak 6 Şubat depremlerinde 850 bin civarında bağımsız birimin hasar gördüğünü belirtti.

Avşar, 3 yıllık süreçte 455 bin 357 ev ve iş yerlerinin yapımı tamamlanıp anahtar teslimi yapıldığının açıklandığını ancak yaptıkları incelemeler sonucu hala konteynerde kalındığı, altyapı sorunlarının yaşandığı, ticari faaliyetlere ilişkin sorunların olduğu, rezerv alan ve kamulaştırmaya yönelik mağduriyetlerin yaşandığını ifade etti.

Avşar, sorularında; Konutlara yerleşim oranının ne olduğu, hali hâli hazırda kaç kişinin konteyner kentlerde yaşadığı, bütün depremzedelerin ne zaman konutlara tam yerleşeceğini, altyapı eksikliklerinin ne zaman tamamlanacağı, mücbir sebep konusunda bir çalışmanın olup olmadığı, ticari faaliyetleri kolaylaştırıcı ve koruyucu bir tedbir ile rezerv alan uygulamasıyla oluşan mağduriyetleri gidermek için bir çalışmanın yapılıp yapılmadığı gibi konuya ilişkin birçok soruyu Bakan Kurum’a yöneltti.

Ülkenin jeolojik yapısına değinen Avşar, Dünyanın en önemli sismik kuşaklarından birisi olan Alp-Himalaya Kuşağı üzerinde yer alan ülkemiz, dünyanın en fazla diri fayına sahip ülkesi olduğunu ve 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin bu jeolojik riskin acı bir gerçeğe dönüşebileceğini bir kez daha gösterdiğini belirtti.

Avşar, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen iki büyük depremde 53 bin 537 vatandaşımız hayatını kaybettiğini ve yapılan hasar tespit çalışmalarına göre 850 bin civarında bağımsız birimin ise çeşitli düzeylerde hasar aldığını belirtti.

Avşar, Çevre, şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına göre 6 Şubat sonrası üzerinden geçen 3 yıllık süreçte 455 bin 357 ev ve iş yerlerinin yapımının tamamlandığını ve anahtar tesliminin yapıldığını ifade etti.

Avşar, CHP olarak bu hafta boyunca deprem bölgesinde olduklarını, kamuoyunda tartışıldığı gibi bölgede yaptıkları incelemeler sonucu birçok yerde anahtar tesliminin henüz yapılmadığı, halen konteynerde kalındığı, altyapı sorunlarının yaşandığı, ticari faaliyetlere ilişkin sorunların olduğu, rezerv alan ve kamulaştırmaya yönelik mağduriyetlerin yaşandığı gibi birçok sorun görüldüğünü belirtti ve Bakan Kurum’a bir dizi soru sordu.

27 Aralık 2025 tarihinde yapılan anahtar teslim töreninde ev ve iş yerlerinin tamamlamadığı ve anahtar teslimin yapıldığı bilgisine karşı kamuoyunda tartışma konusu olan ve basına yansıyan bilgiler dikkate alınarak konutlara yerleşim oranı kaçtır?

Konut inşası henüz bitmediği halde kurada çekilişi yapılmış ancak teslim edilmemiş konut sayısı kaçtır? Hâli hazırda konteyner kentlerde yaşamını sürdürmekte olan vatandaşlarımızın sayısı kaçtır?

Benzer afetler sonrası Birleşmiş Milletlerin ortalama konteynerde kalma süresi olan 12-18 ay dikkate alındığında bölgedeki kalma süresini insani yaşam koşulları ve kış şartları bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz? Bütün depremzedelerin konutlara tam yerleşmesi için öngördüğünüz tarih nedir?

Konutlarda ve iş yerlerinde yaşanan altyapı (elektrik, su, kanalizasyon, telekomünikasyon vb.) eksikliklerinin tamamlanması hususunda bir iş planınız var mıdır? Bölgede su basması ve heyelan gibi hayatı olumsuz etkileyen durumların oluşma sebeplerine ilişkin bir araştırma yapılmış mıdır? İddia edildiği üzere kimi yerlerde bu olayların yanlış yer seçimi ve gerekli analiz eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyor musunuz? Bu hususta bir çalışmanız var mıdır?

Deprem bölgelerinde hayatın normale dönmesinde ticari faaliyetlerin önemi dikkate alınarak 1 Kasım 2025 tarihinde son bulan mücbir sebep halinin uzatılması hususunda bir çalışmanız var mıdır? Bu kapsamda bölgede bireysel gelir analizleri yapılarak kredi borçları, faiz ödemeleri, kaynak ve teşvik sağlama hususlarında bir çalışmanız bulunmakta mıdır? Şayet böyle bir analiz varsa mücbir sebebin kendisi için ortadan kalkan tüccar, esnaf, sanayici sayısı ile hala mağduriyet yaşayanların sayısı kaçtır?

“Sorun maaşta değil, sefalet düzeninde”
“Sorun maaşta değil, sefalet düzeninde”
İçeriği Görüntüle

Depremzede tüccar, esnaf ve sanayicinin kolay ticari faaliyette bulunması için krediye erişiminde teminat ve ipotek istenmesi, vergilemede basit usulden gerçek usule geçilmesi gibi hususlarda ne tür kolaylaştırıcı ve koruyucu önlemler alınmaktadır? Bu hususta bir düzenleme var mıdır?

Hatay başta olmak üzere bölgede yaşanan rezerv alan ve kamulaştırma sorununa karşı depremzedelerin hak kaybına uğramaması bakımından ne tür çalışmalar yapılmaktadır? Bu hususta söz konusu mağdur sayısı kaçtır?