İrmet Hospital Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Gülsüm Öztimer, Koroner BT Anjiyografi hakkında önemli bilgiler verdi. Halk arasında “sanal anjiyo” olarak bilinen yöntemin, kalp damar hastalıklarının erken tanısında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Öztimer, doğru hasta grubunda uygulandığında kalp damarlarındaki darlıkların erken dönemde belirlenmesine yardımcı olduğunu ifade etti.
SANAL ANJİYO NEDİR?
Koroner BT anjiyografi, koldan verilen opak (kontrast) madde yardımıyla kalp damarlarının bilgisayarlı tomografi cihazı kullanılarak detaylı şekilde görüntülendiği gelişmiş bir radyolojik görüntüleme yöntemi olarak uygulanıyor.
Uzm. Dr. Gülsüm Öztimer, yöntemin kalbi besleyen koroner arterlerin yapısının incelenmesinde kullanıldığını belirterek, sanal anjiyo sayesinde damarların iç yapısının ve olası daralmaların ayrıntılı şekilde değerlendirilebildiğini söyledi.
İşlem sırasında alınan radyasyon miktarının genellikle 5–10 akciğer röntgenine eşdeğer olduğunu ve yüksek bir risk oluşturmadığını ifade eden Öztimer, yöntemin cerrahi bir girişim gerektirmemesinin de hastalar açısından önemli bir avantaj sağladığını kaydetti.
SANAL ANJİYO İŞLEMİ NASIL YAPILIYOR?
Koroner BT anjiyografi öncesinde görüntü kalitesinin artırılması amacıyla bazı hazırlıkların yapılması gerekiyor. Kalbin hareketli bir organ olması nedeniyle kalp hızının belirli bir seviyeye düşürülmesi hedefleniyor.
Uzm. Dr. Gülsüm Öztimer, ideal kalp hızının genellikle 60–65 seviyelerinde olması gerektiğini belirterek, gerekli görülmesi halinde işlem öncesinde kalp hızını düşüren ilaç tedavisinin uygulanabileceğini söyledi.
İşlem sırasında hastaya damar yolundan kontrast madde veriliyor ve ardından bilgisayarlı tomografi cihazıyla kalp damarlarının görüntüleri alınıyor. Kısa sürede tamamlanan işlem sonrasında elde edilen görüntüler detaylı şekilde analiz edilerek kalp damarlarının yapısı değerlendiriliyor.
DAMARLARDAKİ PLAK VE DARLIKLAR TESPİT EDİLEBİLİYOR
Koroner BT anjiyografinin temel amacı, kalbi besleyen koroner arterlerdeki plak ve darlıkların tespit edilmesi olarak öne çıkıyor.
Uzm. Dr. Öztimer, hafif ve orta derecede darlık tespit edildiğinde plakların ilerlemesini önleyici tıbbi tedavilerin başlanabildiğini, orta ve ileri derecede darlık tespit edilen hastalarda ise girişimsel koroner anjiyografinin önerilebildiğini belirtti.
Bu yöntemle kritik damar darlıklarının kalp krizi gelişmeden önce belirlenebilmesinin önemli bir avantaj sağladığını ifade eden Öztimer, sanal anjiyonun kalp krizi riskinin değerlendirilmesi ve koruyucu tedavilerin planlanmasında da önemli bilgiler sunduğunu kaydetti.
HER HASTAYA RUTİN OLARAK UYGULANMIYOR
Koroner BT anjiyografinin her hastaya rutin olarak uygulanmadığını belirten Uzm. Dr. Gülsüm Öztimer, Avrupa Kardiyoloji Cemiyeti kılavuzlarında yöntemin kalp ve damar hastalıkları açısından düşük veya orta risk grubundaki hastalarda önerildiğini aktardı.
Özellikle 40–60 yaş arasındaki bireylerde sanal anjiyonun sık tercih edildiğini ifade eden Öztimer; muayenesinde tipik göğüs ağrısı bulunmayan, EKG ve ekokardiyografi sonuçları normal olan ancak risk faktörleri taşıyan kişilerin bu grupta değerlendirilebileceğini söyledi.
Ailede kalp hastalığı öyküsü, sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve hareketsiz yaşamın risk faktörleri arasında bulunduğunu belirten Öztimer; gebelerde, ciddi böbrek yetersizliği bulunanlarda, kontrast madde alerjisi olanlarda ve kalp hızı kontrol altına alınamayan kişilerde yöntemin önerilmediğini ifade etti.
Öztimer, sanal anjiyonun mutlaka detaylı kardiyolojik değerlendirme sonrasında uygun görülen hastalarda yapılması gerektiğinin altını çizerek, doğru hasta grubunda uygulandığında hızlı, girişimsel olmayan ve tanısal değeri yüksek bir test olduğunu belirtti.







