Konuşmasında edebiyattan örnek veren Taşçı, Gabriel Garcia Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” romanına atıfta bulunarak Türkiye’deki işçi ölümlerini “olacağı bilinen ama engellenmeyen” olaylar olarak tanımladı. Taşçı, “Bu ülkede iş cinayetleri kader değil, açık ihmaldir” ifadelerini kullanarak özellikle 1 Mayıs öncesinde işçilerin sorunlarının göz ardı edildiğini söyledi.

“Kadına doğur deyip sonra yalnız bırakamazsınız”
“Kadına doğur deyip sonra yalnız bırakamazsınız”
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin işçi ölümlerinde Avrupa’da birinci, dünyada ise üçüncü sırada yer aldığını hatırlatan Taşçı, bu tabloyu “utanç şampiyonluğu” olarak nitelendirdi. Kayıt dışı istihdamın yaygınlığına dikkat çeken Taşçı, her dört işçiden birinin sigortasız çalıştırıldığını belirterek bunun ciddi bir yönetim sorunu olduğunu ifade etti. Ayrıca sendikalaşmanın zayıflatıldığını ve işçilerin örgütlenme hakkının fiilen engellendiğini dile getirdi.

İş kazalarının temelinde iş güvenliği önlemlerinin yetersizliğinin yattığını vurgulayan Taşçı, bazı işverenlerin güvenlik ekipmanlarını maliyet unsuru olarak gördüğünü söyledi. “Ekipman yok, eğitim yok, denetim yok, ceza yok! Bu şartlarda yaşanan ölümler kaza değil, cinayettir” diyen Taşçı, iş güvenliğinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirtti.

Taşçı, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde alınan önlemleri de eleştirerek, işçilerin yaşadığı sorunlar yerine kutlamaların engellenmesine odaklanıldığını ifade etti. “İşçilerin can güvenliği değil, hangi yolların kapatılacağı konuşuluyor” sözleriyle yaklaşımı eleştirdi.

İş kazalarının ardından sıkça dile getirilen “fıtrat” söylemini de eleştiren Taşçı, bu ifadenin sorumluluktan kaçmanın bir yolu olduğunu savundu. Hukuki süreçlerin bu söylemle etkisiz hale getirildiğini belirten Taşçı, “Tek bir kelimeyle tüm sorumluluk örtbas ediliyor” dedi.

Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde çocuk işçiliğe değinen Taşçı, Türkiye’de yasak olmasına rağmen çocukların çalıştırıldığını ve hayatını kaybettiğini hatırlattı. Farklı illerde yaşamını yitiren çocuk işçilerin örneklerini sıralayan Taşçı, bu durumun toplum vicdanında derin yaralar açtığını söyledi.

Taşçı, “Bu tablo vicdanları yaralıyor. Allah sebep olanları da, seyirci kalanları da affetmesin” sözleriyle konuşmasını tamamladı.