CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, Çocuk Koruma Kanunu Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerine yaptığı konuşmada, teklifin aceleye getirildiğini ve Meclis İç Tüzüğü’nün 38’inci maddesi kapsamında yapılması gereken Anayasa’ya uygunluk denetiminden geçmediğini belirterek mevcut haliyle geri çekilmesi çağrısında bulundu. İlgili maddeyle, ateşli silahları gerekli dikkat ve özeni göstermeden muhafaza ederek çocuğun erişimine imkân sağlayan kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğünü ifade eden Yontar, bu suçun oluşması için çocuğun silahı ateşlemesi veya birine zarar vermesi şartının aranmadığına dikkat çekti. Yontar, düzenlemede geçen "dikkat ve özen yükümlülüğü" kavramının sınırlarının net çizilmediğini ve somut ölçütler içermediğini kaydetti.
Türkiye’de çocuk ve gençlik adaletinin münferit olaylarla açıklanamayacak kadar derin bir krizde olduğunu vurgulayan CHP’li Yontar, çarpıcı istatistikler paylaştı. 2020 ile 2025 yılları arasında suça sürüklenen çocukların kişilere karşı işlediği suç sayısının yüzde 59, organize suçlardaki artışın ise yüzde 236’ya ulaştığını belirtti. Karşı karşıya olunan tablonun temelinde çocuk yoksulluğu, gelecek kaygısı ve korunmasızlığın yer aldığını dile getiren Yontar, çocukların yetişkinler ve suç örgütleri tarafından sömürüldüğünü ifade etti.
2025 yılında 168 binden fazla çocuğun güvenlik birimlerine getirildiğini, şüpheli sıfatıyla işlem gören çocuk sayısının 330 bini, mahkeme önüne çıkan çocuk sayısının ise 184 bini aştığını aktardı. Suça sürüklenen çocukların yaklaşık yüzde 78’inin 13 ile 17 yaş grubunda yoğunlaştığını ve bu durumun örgün eğitimden kopuşla doğrudan bağlantılı olduğunu savundu. Bugün yaklaşık 1 milyon 900 bin çocuğun örgün eğitimin dışında kaldığını, açık öğretim ve MESEM kapsamındakilerle birlikte tam zamanlı okul eğitimiyle bağı zayıflayan çocuk sayısının 3 milyon 300 bini geçtiğini belirtti. Yontar ayrıca 2013 yılından bu yana en az 869 çocuğun, MESEM kapsamında ise 21 çocuğun çalışırken yaşamını yitirdiğini hatırlattı.
Sorunun çözümünün daha ağır cezalar getirmekten geçmediğini, çocukları suçtan önce koruyacak adımların atılması gerektiğini vurgulayan Yontar, "Kapalı cezaevleri yerine eğitimevleri, rehabilitasyon merkezleri ve toplum temelli destek modelleri güçlendirilmelidir. Çocuk adaleti güvenlik politikasının alt başlığı değildir. Çocuk adaleti sosyal devletin, hukuk devletinin ve insan onurunun sınavıdır. Güçlü devlet çocuklarını en ağır biçimde cezalandıran değil çocuklarını yoksulluğa, şiddete, istismara ve suç örgütlerine teslim etmeyen devlettir" dedi






