Avşar, bilim insanlarının, İstanbul’da süratle dönüşüme odaklanılması gerektiğini söylediklerini, Bakan Kurum’un ise; ‘gün geçmiyor ki İstanbul’un bir mahallesinde kendiliğinden çöken bir bina olmasın’ dediğini, ancak iktidarın depreme hazırlığı jeolojik açıdan ağır risk taşıyan Kanal İstanbul’a bağladığını ve tek yolun bütüncül bir Deprem Kanunu olduğunu belirtti.
Avşar, sorularında; son çalışmalara göre kendiliğinden yıkılabilecek durumda olan ve acil dönüşüm bekleyen kaç bağımsız birim olduğunu ve söz konusu birimlerin dönüşümü için bir çalışma olup olmadığını, bütçede, dönüşüm için ayrılan kaynağın yeterlilik durumunu, bütüncül bir yaklaşıma sahip bir deprem kanunu çıkarmayı ve Kanal İstanbul Bilirkişi Heyet Raporunu ile Marmara depremine ilişkin bir acil eylem planı olup olmadığı gibi konuya ilişkin Bakan Kurum’a birçok sordu.
85 milyon nüfusumuzun %71’i deprem riski taşıyan bölgelerde yaşadığını, ortalama iki yılda yıkıcı bir deprem meydana geldiğini ve bunun en bariz örneğinin 6 Şubat depremleri olduğunu belirten Avşar, yapılan açıklamalara göre Türkiye'de 6 milyon bağımsız birimin risk altında olduğu ve 2 milyonunun ise acil dönüşüm beklediğini ifade etti.
Deprem riski yüksek bir coğrafyada ve dirençli olmayan şehirlerde yaşamadığımızı belirten Avşar, sözlerini şöyle sürdürdü; “Hal böyleyken; bütçeye baktığımızda Kentsel Dönüşüm Başkanlığına 111 milyar 125 milyon 672 TL, AFAD’a ise; 375 milyar 452 milyon 610 bin TL ayrılmıştır. Depreme ve afette karşı, ülkemizi koruyacak bu iki kurumun toplam bütçesi; 486 milyar 578 milyon 282 bin TL’dir. Bununla birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bütçesi ise 275 milyar 11 milyon 91 bin TL’dir.”
Avşar, 2026 yılı bütçesinde yerel yönetimlerin genel bütçe içindeki payının, 2025’teki %9,2’den %8,8’e düşürüldüğünü, Şehircilik ve risk odaklı bütünleşik afet yönetiminin toplam bütçe içindeki payının ise %2,9’dan %2,7’ye gerilediğini belirtti.
Avşar, rakamların yanı sıra ne Komisyon görüşmelerinde ne de Genel Kurul görüşmelerinde bu ‘kendiliğinden yıkılabilecek’ durumda olan 2 milyon bağımsız birime ilişkin İktidarın herhangi hususu gündeme getirilmediğini söyledi.
Bakan Kurum’un 2025 bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmasına değinen Avşar, Bakan Kurum’un “Türkiye’nin bekasını tehlikeye atacak olan İstanbul’umuzun üzerine titriyoruz. Bilim insanlarımız uyarılarına her gün bir yenisini daha ekleyerek ‘İstanbul’un yakın geleceğinde bir deprem bekleniyor, acil ve kesintisiz kentsel dönüşüm şart ve İstanbul’a dair tüm gündemler ertelenmeli, süratle dönüşüme odaklanılmalı’ dediklerini belirtti.
Avşar, Bakan Kurum’un “Bugün İstanbul’umuz toplam 7,5 milyon ev ve iş yeriyle devasa bir metropoldür. Bu yuvaların 1,5 milyonu mühendislik hizmeti almamış ve zemin nedeniyle de ileri derecede risk altındadır. Hele hele. Zaten gün geçmiyor ki İstanbul’un bir mahallesinde kendiliğinden çöken bir bina olmasın”, şeklinde ifadeler kullandığını söyledi.
Sözlerinde Kanal İstanbul’a da yer veren Avşar, planlarda görünenin; İstanbul’un depreme hazırlığının, bizatihi kendisinin jeolojik risk taşıdığı bilirkişilerce ispatlanan Kanal İstanbul’a dayandırıldığı ve Kanal İstanbul güzergahı rezerv yapı alanı olarak yapılaşmaya açılarak Yenişehir Kanal İstanbul Projesi ile yapıların yenileneceği planlandığını ancak Danıştay’ın talebi üzerine 21 akademisyen ve uzmanın hazırladığı son Bilirkişi Heyet Raporunu göre Kanalın zaten yapılması büyük bir deprem riskini tetiklediğini belirtti.
Avşar şöyle devam etti; “Söz konusu Bilirkişi Heyetinin en kritik tespitlerinden biri, projenin jeolojik açıdan taşıdığı ağır risktir. Dolayısıyla proje, İstanbul’un deprem güvenliğini zayıflatma potansiyeli taşıdığını açıkça göstermektedir.”
Avşar, Yarısı Bizden Kampanyası ile Yerinde Dönüşüm Projesi hedeflerin çoğu altında kaldığını, bu şekilde Marmara’nın ve Türkiye’nin riskli konut yapı stokunu dönüştürmenin mümkün dolamayacağını ve bütüncül bakış açısına sahip, ülkemizin depremselliğine uygun bir Deprem Kanununun gerekli olduğunu belirtti ve Bakan Kurum’a bir dizi soru sordu.
Mevcut durumda başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere riskli ve çok riskli durumda olan toplam bağımsız birim sayısı kaçtır? Bu birimlerin bölge ve il bazında dağılımı nasıldır? Söz konusu birimlerin kaçında faaliyet sürdürülmektedir?
2025 yılı bütçe görüşmelerinde Türkiye genelinde 2 milyon ve İstanbul’da 600 bin olduğu resmi makamlarca belirtilen ‘kendiliğinde yıkılabilecek’ durumda olan riskli bağımsız birimlere ilişiklin bir çalışmanız var mıdır? ‘Kendiliğinden yıkılabilecek’ durumda olan birimleri önceleyen bir acil eylem planı hazırlamayı düşünüyor musunuz? Bu hususa ilişkin ne kadar kaynak tahsisi yapılmıştır?
Ülkemizin jeolojik yapısı ve riskli konut stoku göz önüne alınarak 2026 yılı bütçesi kapsamında AFAD Başkanlığına ile Kentsel Dönüşüm Başkanlığına ayrılan bütçelerin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Söz konusu ihtiyaç karşısında ulusal ve uluslararası bağlamda alternatif kaynak oluşturmaya yönelik bir girişiminiz var mıdır?
Meri mevzuatın ülkemizin depremselliği karşısında yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Bu hususta bütüncül bir yaklaşımla, tüm paydaşlar arasında iş bölümünün yapıldığı, görev ve sorumluluklarının tespit edildiği; meslek odalarının, özel sektörün ve halkın dahil edildiği, kaynak planlamasını içeren ülkemizin depremselliğine uygun bir Deprem Kanunu çıkarmaya ilişkin bir düşünceniz var mıdır?
Danıştay’ın talebi üzerine 21 akademisyen ve uzmanın hazırladığı son Bilirkişi Heyet Raporunu göre Kanalın yapılması büyük bir deprem riskini tetiklediği gerçeğini dikkate alarak Proje kapsamında yapılan çalışmalar hususunda tarafınızca yeniden bir değerlendirme yapılmış mıdır? Söz konusu risklere ilişkin kamuoyuna bir açıklama yapmayı düşünüyor musunuz?
Muhtemel bir Marmara depremine ilişkin bir acil eylem planınız var mıdır? Bu plan kapsamında tahliye koridorları, kaçış planı, acil müdahale ve ilk yardım, toplanma ve barınma alanları, iletişim, arama ve kurtarma vb. hususlara ilişkin ne tür hazırlıklar yapılmıştır? Bu hususta bir eğitim programı ve tatbikat yapılmış mıdır?







