ŞŞŞT ŞŞŞT KİM OOO RAMOĞLU ERSİN ALOOO

An itibariyle hayatımdaki en önemli artikılı kaleme alıyorum ve heyecandan zangır zangır titriyorum. O yüzden saygıdeğer okurlar, kemerlerinizi sımsıkı bağlayın ve yalnızca bana odaklanın.

Gazeteci Ersin Ramoğlu, dünkü yazısında müthiş bir ifşaatta bulundu. Anadolu Halk ve Barış Platformu (kısa adıyla AHBAP) olarak bilinen ve önderliğini yüce gönüllü güzel insan Haluk Levent’in yaptığı sivil toplum hareketinin ikinci bir Gezi Kalkışması örgütlenmesi olduğunu, tüm darbeci kafaların bu platform etrafında kümelendiğini, halkı galeyana getirmek için fırsat kolladıklarını iddia etti.

Bu ciddi iddia üzerine hemen falcı bacı kod adlı CIA Teknik Direktörü dostum Gina Haspel’i aradım, işin aslını sordum. Hasbelkader o da benle görüşmek istiyormuş, mâlum Fetullah Gülen’in Andrew Crew Brunson’la bir takas işlemi var ya…  Tut şunun ucundan döşeyelim abi diyecekmiş. Her neyse önemsiz şeyleri geçiyorum.

“Gina Abla, cancığım, nedir ya bu AHBAP işinin aslı” diye sordum.
Lakin abla dediğime bakmayın, kadın koskoca CIA’in Başkanı, daracık zamanı var cancığımın.
“Ya Muhammed” diyerek başladı her zamanki kokoş sevecenliğiyle. “Bak hele bak, hani bir tuzsuz deli Haluk vardı ya sizin orda bildin mi?
“Yoo” dedim. “Bilemedim abla!”
“Hah işte o o hahaha” dedi, anlatmaya devam etti:
“Bu deli Haluk Kestanepazarı’nda Amerikan pastası satıyormuş. Bir gün pazara Patagonya’dan deli Mariya gelmiş mi? O da uzun saçlı, bu da uzun saçlı. İki deli bir olmuş mu? El ele verip Bahamalar’a gitmişler mi? Orda bir antepfıstığı dükkanı açmışlar mı? Dükkan da batmış mı? Dükkan batınca birbirlerine küssünler iyi mi? Deli Mariya ben çok hasta oldum ölüyooom diyerek Japonya’ya, deli Haluk da traşım geldi, berberim nerde deyip Orta Afrika Cumhuriyeti’ne gitmiş mi? Demem o ki o Haluk şimdi nerde yauv?”
İtiraf etmek gerekirse cancığım beni can evimden vurmuştu. Bu kadar şifreli bir anlatımı çözümlemek beni hatta bu ülkedeki herkesi aşardı. Son çare olarak eski dostum Barrak Obama’yı aradım. Ne de olsa artık aktif görevde değil, bildiği her şeyi tüm açıklığıyla anlatır dedim. Obamacığım telefonu bir açtı, o da ne, arka fonda ringo ringo şişeler şarkısı çalıyor. 

“Ula Obama, nedir bu hal” dedim şaşkınlıkla.
“Ankara Gölbaşı’na tatile geldim Muhammedciğim, göl kenarında plaj keyfi yapıyorum, hele bıyır, yapabileceğim bir şey varsa başım gözüm üzere” dedi.
Ben de durumu anlattım, “yahu Barrakcığım, sizin cancık bana bir şeyler anlattı ama benim kafa temelli uçtu gitti, bir de sana sorayım, nedir ya bu AHBAP MAHBAP işleri” dedim.
Eski dostum o muazzam Beyazsaray vakarı ve ciddiyetiyle anlatmaya başladı:
“Bak hele bak bak, hani bizim şişko Monika vardı ya, ha böyle çilli çilli, bildin mi?”
“Yoo…” 
“O kız, o işte ahahaha, ha bu ne yapmış biliyon mu? Sen git İstanbul’a, Fenerbahçe Başkanlığına adaylığını koy. Bak şimdi Cenabı Mevla’nın işine bak. MOSSAD’dan biraderler, yahu bura sana gücümen gelir, sana gocaman bir şey lazım. Sen en iyisi git, Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliğine adaylığını koy, orda bizim Hürriyet Gazetesi’nden geçme çok ahbap var, bak altını çiziyom ahbap, anladın he mi?
“Hee…”

“Hahahaa bak şimdi, Cenab-ı Mevla’nın işine bak, bizim Monikacık Sabah Gazetesi’ne gidiyom diye yanlış metrobüse binip Cezayir’e gitmiş mi? Orda deve güreşi işine girmiş mi? En güzel güreşi ben yaparım hahahaa demiş. Adı Deli Fişek olan deveye binmiş mi? Deli Fişek bunu nonstop dıgıdık dıgıdık Danimarka’ya götürmüş mü? Monikacık Danimarka’da iki tane dişi aslan sahiplenip at yarışı işine girmiş mi? Ordan da ver elini dıgıdık dıgıdık Sibirya’ya gitmiş mi? Sibirya’da üşüyünce Rus ayılarına ip bağlayıp kızak yapmış, ta Hindistan’a kadar kaymış mı? Demem o kiii bizim Monikacık şimdi nerde yauv?”
İşte bu sefer şifreleri çözmüş, aradığım mesajı almıştım. “Çok teşekkür ederim Barrakcığım, thank you very much” diyerek gizli hatlı uydu telefonumu kapattım.

Son olarak bir kez de Haluk Levent’i arayım dedim. Ne de olsa Fetullahçı Terör Örgütü ile Sivil Mücadele Platformumuza büyük desteği dokunan, hatta kendisi de benim gibi bir FETÖ mağduru olan Haluk Levent, Cancık’tan ve Barrak’tan daha samimidir diye düşündüm. Aynen de öyleymiş, kısa ve net olarak izah etti:
“Yok abi öyle bir şey, Ersin Ramoğlu fena sallamış, yazdıklarını katıla katıla gülerek okudum, hem varsa da belgesi çıkarsın göstersin” dedi.

Doğru ya, belgesi olan çıkarır gösterir, yoksa öyle iftirayla, çamurla yürümez bu işler. “Teşekkür ederim Haluk Abim, bu millet zaten gazeteci takımına itibar etmez, senin gibi mert ve doğru dürüst birine inanır, güvenir, hörmetler” dedim, kapattım.

Demem o ki, “ey Ersin Ramoğlu, biliyorum, iddialarına ilişkin elinde kanıt manıt yok da soyadının devamına yazdığın parantez içindeki Güney ne anlama geliyor? Yahu erkek adam nasıl çift soyadlı olur, lütfen bunu bize açıkla, Allahaşkına, n’olur ya…”

Muhammed GÖMÜK
Tay-Der Başkanı
27/09/2018

YORUM EKLE

banner3

banner4