Seçimlik Terör!

31 Mart 2019 tarihinde tarihi bir gün yaşadık. Belediye başkanlarımızı seçmek için sandık başlarına koştuk. Bazılarının aklına 31 Mart Vakası geldi. Milletin hafızasında çok da güzel hatıralar bırakmayan 31 Mart Vakası tekrarlanır mı diye umutlananlar oldu.

Bazıları da acaba Ak Parti söylendiği gibi büyük ölçüde oy kaybedecek mi, akabinde ekonomik kriz patlak verecek mi türünden evhamlara kapıldı.

Ancak kimsenin aklına FETÖ’nün çevireceği filmler fırıldaklar gelmedi. 31 Mart Seçimleri, açık ve net söylüyorum ki FETÖ’nün karanlık yüzü tüm dehşetiyle gösterdiği acı bir hesaplaşma sahnesi olmuştur.

FETÖ 31 Mart Seçimlerinin neresindeydi diye soranlara…

Başkan adaylarının, belediye meclisi üyelerinin arasındaydı.

Sandık görevlileri arasındaydı.

Büyük ihtimalle YSK’da da cüz’i miktarda bulunmaktaydı

Muhalefetin içinde dimdik ayaktaydı.

Ama en dikkate şayan şu ki henüz tam olarak temizlenememiş Ak Parti kadroları arasındaydı.

Hemen her platformda çeşitli boyutlarda, çeşitli kimliklerde ve çeşitli görünümlerde karşımıza çıkan FETÖ etkisi nedeniyle Ak Parti 31 Mart Seçimlerinde istediği başarıya ulaşamamıştır. Bazıları hâlen ortaya çıkan oy oranlarına bakarak Ak Partinin eski gücünü koruduğunu ileri sürmekte. Son derece yanlış ve sinsi bir tespittir. Sakın ola bu tuzağa düşmemeli.

Mevzuyu biraz genişleteyim. Seçime giren adaylar arasında FETÖ var mıydı? Vardı. Hüküm giymemiş olabilir, aranmıyor, kovalanmıyor olabilir. Ancak bir zamanlar ki içli dışlı hâlinden ve sevgi pıtırcığı ifadelerden FETÖ’nün kucağından kopup geldiği anlaşılan yığınla aday var.

Sandık görevlilerinin ince elenip sık dokunmadığı ve ortaya çıkan boşluktan FETÖ’nün istifade ettiği gerçektir. Bu durum nehirden geçerken fark edildi ama o esnada at değiştirmek doğru olmazdı. İyi de işi en başından sağlama almak mümkün olamaz mıydı? Sandık görevlileri derken Sandık Kurulundan ziyade partilerin sandık temsilcilerini işaret ediyorum, dikkat ediniz!

YSK, üst ve alt bürokrasi yönünden ne kadar güven vermektedir. Bunun da çok iyi araştırılması gerekir. Özellikle yazılımcıların, bilişimcilerin sıkı sıkıya elekten geçirilmesi gerekir. Sonuçta bana haklılık payı vereceğiniz nahoş durumlarla karşılaşacağınızı düşünmekteyim.

Ak Parti kadrolarındaki FETÖ’ye gelince… Bu da yine açıkça hüküm giymiş anlamında değil; vakti zamanında FETÖ’yle fazla haşır neşir olmuş partililer manasında bir yaklaşım… Yok mu böyleleri? Hem de ziyadesiyle… Özellikle seçim koordinasyonunda yer alan unsurlara mercek tutulmalı diye düşünüyorum. 

Ak Parti bundan sonra ne yapacak? Ak Parti evvelemirde nisbî başarısızlığını kabul etmeli ve bunun sebeplerini araştırmalıdır. İstanbul ve Ankara’nın kaybedildiği bir seçim hiçbir şekilde başarı olarak algılanmamalıdır. Aksi takdirde daha büyük algı yanılgıları ve başarısızlıklara gebe olan negatif süreçlere girilir. 

Ak Partinin nisbî başarısızlığında bence en büyük etken tercih adayların toplum nezdinde çok da bir karşılığının olmamasıdır. Ankara’da Mehmet Özhaseki ve İstanbul’da Binali Yıldırım yanlış isimlerdi. Halkın talepleri ve arayışları en iyi şekilde okunarak adaylar tayin edilmeliydi. Diğer birçok şehirde de aynı sorun yaşandı. Ak Partinin güçlü olduğu yerlerde adayın “kötü” olması sonuçlara fazla tesir etmedi ama yarışın başa baş gittiği yerlerde yanlış aday tayini hep Ak Partinin aleyhine sonuçlar doğurdu. 

“İyi” aday nasıl olmalı? Bir defa geçmişinde FETÖ izi olmamalı. Birilerinin iddia ettiği üzere 80 milyonun hepsi FETÖ’ye selam vermiş değildir. Böyle bir şey iddia edenin FETÖ geçmişi sıkıntılarla dolu demektir, kendisini maskeliyor ya da hedef saptırıyor demektir. İyi aday olanın bir diğer önemli şartı ise halkla kolayca kucaklaşan, tüm halkı selamlamaya yetecek kadar enerjisi olan, bakışlarıyla ve söylemleriyle umut vaat eden pozitif bir karaktere sahip olmasıdır. Genç seçmenlerin her geçen gün çoğaldığı ülkemizde vatandaş yeni yüzler, yeni heyecanlar, yeni umutlar bekliyor. Beklentileri boşa çıkaran ise sonucuna maalesef seçim sandığında katlanıyor.

Pekâlâ geçmişinde FETÖ izi olanlar neden Cumhur İttifakından aday gösterilir? Kasıtlı mıdır? Asla! Böyle bir şeye kimse ihtimal vermemelidir. Sorunun cevabı ise gayet basittir. Parti içindeki önemli kliklerde hâlâ varlığını sürdüren sinsi unsurlar, Partiyi yanlış yönlendirebilme gücüne sahipler ve tam da bu noktada devreye girerek bazı yerlerde kendi aralarından aday gösterebilmekteler. 

O hâlde yapılması gereken bir diğer öncelikli iş de Partiye FETÖ temalı bir neşter vurmaktır. Esasen toplum nezdinde 24 Haziran 2018 Genel Seçimlerinden önceki süreçte, 24 Haziran’dan sonra FETÖ’nün siyasi ayağına operasyon yapılacağı beklentisi hâkimdi. Bu beklenti suya düşünce halkta büyük bir hayal kırıklığı belirdi. Bu hayal kırıklığına düşenlerden bazıları 31 Mart 2019’a kadar Ak Partiden yüz çevirdi. Bazıları sandıktan soğudu. 

Bütün bu tespitlerin Ak Parti'de derinlemesine ele alınacağını düşünüyorum. Umarım eylem noktasında bir neticeye varılır.

Bir dahaki seçime kadar Cenab-ı  Mevla ağzımızın tadını bozmaz İnşaallahü Teâlâ…

Muhammed GÖMÜK
Tay-Der Başkanı
17/4/2019

YORUM EKLE

banner3