CHP Teşkilatı, Uğur Mumcu'yu andı

CHP Teşkilatı, Uğur Mumcu'yu andı

Cumhuriyet Halk Partisi Kapaklı İlçe Teşkilatı düzenledikleri program ile Gazeteci Uğur Mumcu’yu andı.

CHP Kapaklı İlçe Yönetimi; düzenlenen program ile 25 yıl önce suikaste kurban giden Gazeteci – Yazar Uğur Mumcu’yu andı. Düzenlenen anma programına Kapaklı Belediye Başkanı İrfan Mandalı, CHP Kapaklı İlçe Yönetimi, CHP Belediye Meclis Üyeleri ve partililer katıldı.

Düzenlenen anma etkinliğinde konuşan Kapaklı Belediye Başkanı İrfan Mandalı, ‘’‘Kalpaksız Kuvayi Milliyeci’ olarak bilinen Uğur Mumcu’nun varlığından karanlık siyaset yapan, namussuz ticaret yapan insanlar rahatsız oldular. Bundan 25 yıl önce Uğur Mumcu’yu katleden bu karanlık düşünceye sahip insanları buradan bir kez daha şiddet ve nefretle kınıyorum.’’ Dedi.

GAFFAR OKKAN’I DA ANDI

Düzenlenen anma programının ilk konuşmacısı Cumhuriyet Halk Partisi Kapaklı İlçe Gençlik Kolları Başkanı Yasin Eski, ‘’ Bundan 16 yıl önce Mustafa Kemal ATATÜRK İlkelerinin Düşmanı kişiler tarafından Katledilen Gaffar OKKAN’ı da saygıyla anıyoruz. Gazeteciliğin şöyle bir tanımı vardır; Gazetecilik birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır; Gerisi Halkla ilişkilerdir. Birilerinin yayınlanmasını istemediklerini araştıran, soruşturan, yazan, yayınlayan bir gazeteciydi Uğur Mumcu. Karşılığında ödeyeceği bedelin farkındaydı. Kızı Özge’ye Sen büyüyeceksin, araba kullanacaksın, evleneceksin ama ben yanında olmayacağım demişti. Özge Büyüdü, Evlendi, Çocuk sahibi oldu. Babası yanında değildi. Uğur Mumcu 24 Ocak 1993 Pazar sabahı karlı sokakta ki evinden çıktı, arabasına yürüdü. Ardından gelen eşi Güldal Mumcu 3 el patlama sesi duydu. Ortalığı kaplayan duman biraz dağılınca, karların üzerinde yatan bedeni gördü. Paltosu üzerinde, gözlükleri gözünde. Cenazenin başında konuşma yapan Cumhuriyet  Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlhan Selçuk “Kanı yerde kalmayacak demek bir anlam taşımıyor” diyordu. Onun savunduğu fikirlerin yaşatılması gerekir, Söz veriyor musunuz? O anda Evet diye haykırmak ne kolaydı. Dönemin Başbakan yardımcısı Erdal İnönü ise “Bir daha böyle cinayetlerin işlenmeyeceğini göstermek devletin namus borcudur” demişti. 25 Yıl geçti, Koskoca 25 yıl. O Borç Ödenmedi.’’ dedi.

‘’GELECEĞİ OKUYORDU’’

Uğur Mumcu’nun korkusuz bir gazeteci olduğunu belirten Eski, sözlerine şu şekilde devam etti; ‘’Onun için gazetecilik siyasi mücadelenin bir parçasıydı, akademiyi bırakıp tamamen basına yöneldi. Altan Öymen’in teklifiyle Anka ajansında çalışmaya başladı, ardından İlhan Selçuk’un çağrısıyla Cumhuriyete Geçti. 1975’te Altan Öymen ile birlikte Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’in mobilya yolsuzluğunu ortaya çıkardı. Böylece “Hayali İhracat” Türkiye’nin Lügatına girdi. 1980’ler boyunca Terörün silah kaçakçılığı ile bağlantısını araştırdı. PKK ve ASALA’yı inceledi. Mehmet Ali Ağca nın Papa’ya suikast girişiminin ardından Ağca’nın mafya ilişkileri üzerine çalıştı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1987 yılında yayımladığı kitabının adı olan “RABITA” çalışmalarının ana tuğlalarından biriydi. Aslında geleceği okuyordu. 1962 de Suudi Arabistan liderliğinde kurulan Dünya islam birliği örgütü Rabıta’nın Müslüman Kardeşler eliyle Ortadoğu’da ki İslamcıları ABD saflarına nasıl çektiğini belgeliyordu. Türkiye’de de İslamcı görüş faizsiz kazanç sloganıyla kurulan islami finans kuruluşları aracılığı ile RABITA’nın etkisi altına girmişti. Mumcu 1980’lerde Diyanetin yurtdışında ki imamlarının maaşlarını Rabıtanın ödediğini kanıtlamıştı. İnsanlar arasında ki RABITA’yı kurcaladıkça yaklaşıyordu gerçeğe. Ölümünden 4 yıl sonra Susurlukta bir kamyona çarpan derin devlette onun kitaplarında isim isim ortaya dökülmeye başlamıştı.’’

DİN – SİYASET – TİCARET İLİŞKİSİNİ ARAŞTIRDI!

Uğur Mumcu’nun yıllar öncesinden Din – Siyaset – Ticaret ilişkisini araştırdığının da altını çizen Eski, ‘’Araştırdığı konulardan biri de Din-Siyaset-Ticaret ilişkisiydi. 1990 yılında yaptığı bir konuşma da aynen şunlar söyledi, “Hukuk fakültesinde okuyup ta daha önce imam hatip mezunu olanlara Burs veriyorlar. Burs verilen öğrenciler de sınavsız yargıç ve savcı oluyorlar. 2000 yılına doğru baktığımız da, Vali ilahiyat fakültesi mezunu, emniyet müdürü İslam Enstitüsü mezunu, Kaymakam İmam hatip mezunu olacak” 28 yıl önce yaptığı bu konuşmasında kelimesi kelimesine haklı çıktı. Ve aynı konuşma da  “Hangi İktidar din sömürüsüne dayandıysa mutlaka yıkılmıştır. Halk Din sömürüsünü Affetmiyor” İddiasında da bulunuyordu. Uğur Mumcunun kaynakları önce insanlardı sonra da belgeler. Türkiye de araştırma eksikliğini defalarca eleştirmiş, “Bizde gazetecilerin çoğu okumaz yazarlar. Daha çok kendi yazdıklarını okurlar.” Demişti. Okumak, araştırmak, aklına takılanın sonuna kadar peşinden gitmek, söylenen her söze inanmamak, sorgulamak. Bugün Uğur Mumcu’da yok, gazeteciliğin olmazsa olmaz bu ilkeleri de. Mumcunun ardından bavullarla gelen belgelerin hiç sorgulanmadan haber olmasını da gördük, yolsuzluk kanıtları karşısında gözünü kapatan habercileri de, Kendini hem savcı, hem avukat, hem de hakim yerine koyan gazetecileri de. Bugünün Uğur Mumcusu kim desek kaç isim sayabiliriz? Hatta dilim varmıyor ama bir isim sayabilir miyiz? Yaşasaydı 76 yaşında olacaktı. Basının halini gördükçe köpürecek, meslektaşlarını yerden yere vuracaktı. Yalnızca kendisine gazeteci diyenlerin değil, bugünün siyasi iktidarının işi de bu kadar kolay olmayacaktı. 25 Yıl Önce karlı bir ocak sabahı sona erdi yaşamı. Bir Keskin Kalem, Bir Kırık Gözlük Yürekli yiğitlere hatıra kaldı.’’ İfadelerini kullandı.

‘’KENDİ CANININ DERDİNDE OLMADI’’

Mumcu’nun cinayetinin hala aydınlatılamadığına da dikkat çeken Yasin Eski, ‘’Zihnimize ve yüreğimize kazınmış sözleri var. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara ya da hafızası genellikle balıktan hallice olmayan ahalimize söyledikleri; Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi. Bu çağrı 25 Ağustos 1975 Günü Cumhuriyette ki yazısının son satırıdır. 3 gün önce doğum gününü kutlamış, 33 yaşına basmıştı. Şairin yolun yarısı dediği yaşa bile gelmeden bir insan neden böyle bir yazı yazar ki? Aydınlatmayı kutsal bir görev sayan aydınlara bu topraklar da pek hayat hakkı tanınmayacağını bildiği için mi? Yoksa korkusuzca yaşarsa öldürülünce ardından yakılacak ‘Yiğidim aslanım burada yatıyor’ türkülerini hak etmek için mi? Oysa kendi canının derdinde hiç olmadı Uğur Mumcu. Unutmayın beni değil, Ey halkım unutma bizi demesi bundan. Çünkü unutmanın öteki adı Teslimiyet. Unutturmanın ise Teslim almaktır. Bunu çok iyi bildiği için unutmaya-uyutmaya karşı, betona çivi çakar gibi yazılar yazdı. Dürüst, yetenekli, yetkin ve korkusuz çok özel bir aydın, müstesna bir kalem ve kelam adamıydı. Paramparça ederek öldürenlerin böylesine derinden kin beslemesinin nedeni elbette düşünceleri ve yazdıklarıydı. Cinayetin gerçek nedeni de asli failler de ortaya çıkarılamadı. Kim öldürdü? Neden öldürdü? Bu iki sorunun yanıtı da aslında yazdığı binlerce yazısının içindedir. Devleti yani halkı soyanlara, silah ve uyuşturucu kaçakçılarına, kara para tetikçilerine, siyasi döneklere karşı hayatı boyunca sürdürdüğü amansız mücadele ona sayısız yerli ve yabancı düşman kazandırdı. Cinayetinin üzerinden tam çeyrek asır geçti. Ama ülkemiz de failleri bulup ortaya çıkartacak güçlü-kararlı bir siyasi irade bir türlü ortaya çıkmadı. Ne Asrın liderliği, ne de Güçlü Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi. Karanlık güçlerin hedefinde hep aydınlar, yazarlar oldu. Teselli sayılmaz belki ama yazar yok edilse de yazdıkları kalıyor. ’’ Sözlerini kaydetti.

TEŞEKKÜR ETTİ

Ardından Uğur Mumcu’nun unutulmaması gereken bir değer olduğunu ifade eden Eski, sözlerini şu şekilde noktaladı; ‘’Tam 25 yıl öncesinin 24 Ocak sabahında televizyonlar, radyolar ölüm haberini verirken Cumhuriyette çıkan o günkü yazısının konusu ne mi idi? ANAP’lı 2 bakan yüce divana gönderilsin. Mumcu yaşasaydı, muhtemelen yine yüce divandan türlü siyasi oyunlarla kaçırılan bakanları yazacaktı. Çeyrek asırda değişen sadece sayın bakan sayısının artması bir de muhterem bakanların gerekirse rüşvetçinin önüne yatma kararlılığı idi. Uğur Mumcu’yu unutmayan bizler asıl şunu unutmamalıyız; Uğur Mumcu’nun ölümü doğruları savunmanın ölümden daha müessir olabildiğini gösteriyor.’’

‘’NEFRETLE KINIYORUM’’

Eski’den sonra Kapaklı Belediye Başkanı İrfan Mandalı da söz aldı. Bu suikasti şiddetle kınadığını belirten Başkan Mandalı, ‘’Uğur Mumcu gördüklerini korkusuzca ifade edebilen bir gazeteci, yazar, yüreği ülke sevdası ile dolu iyi bir ulusalcı, Cumhuriyete inanmış, Atatürkçülüğün, laikliğin yılmaz savunucusu, yiğit insan, Karanlıklarla mücadeleyi kendisine ilke edinmiş iyi bir dava adamıdır. ‘Sakıncalı Piyade’ ismi ona çok yakışıyor. ‘Kalpaksız Kuvayi Milliyeci’ olarak bilinen Uğur Mumcu’nun varlığından karanlık siyaset yapan, namussuz ticaret yapan insanlar rahatsız oldular. Bundan 25 yıl önce Uğur Mumcu’yu katleden bu karanlık düşünceye sahip insanları buradan bir kez daha şiddetle ve nefretle kınıyorum. Atatürkçü düşünce varsa, karanlık, gerici, yobaz düşünce yok olacaktır. Uğur Mumcu ve diğer Cumhuriyet aydınlarımız, siz rahat uyuyun. Çünkü Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, sonsuza dek payidar kalacaktır. Bu vesileyle başta Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Uğur Mumcu ve tüm aydınlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Uğur Mumcu’nun ‘Korkak bin kere, cesur bir kere ölür’ sözlerini unutmadık, asla unutmayacağız’’ dedi.

Başkan Mandalı’nın konuşmalarının ardından CHP Kapaklı Gençlik Kolları tarafından hazırlanan videolu anma mesajı izletilerek program noktalandı.

Haber: Furkan BOLAT

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2018, 12:31

Adem ÇİL

Gazeteci/Yazar


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner3